15 Temmuz Denildiğinde Hala Yüzü Ekşiyenlere Kalan Sabrımdan Sesleniyorum
- Esra Çakan
- 14 Temmuz 2018 - 14:47
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Yazıp siliyorum. Yazıp yazıp siliyorum. İçimden geçenleri filtrelemem lazım diyorum. Çizgisizlik olur diyorum. Üslubumuz edep çerçevesinde olmalı diyorum… Sabrımın sınırlarındayım ve öfkemi artık bu kadar filtreleyebiliyorum. Affınıza sığınarak sabrımın sınırlarından sesleniyorum.
Bir halk, kendi mühimmatı ile (ülke savunmasında olduğu için ayrıca kıymet verdiği) ordusunun bir kısım mensupları tarafından düşmana teslim edilmek üzere saldırıya uğrayan yurdunu yalın ayak halde bağrını siper ede ede kurtardı! Bu, tam anlamıyla bir destandır. Buna su katma derdinde olanları, bunu yumuşatma, silikleştirme, yalanlama çabasında olanları gördükçe kan beynime çıkıyor. Ki benim o ruh halim pek tercih edilmez.
Çok afedersiniz ama totolarını koydukları yerin yumuşaklığına zeval gelecek derdi ile dertlenmek dışında kıl kımıldatmayanlar, millet top yekün ‘Allah’ım memleket elden gidiyor’ korkusu ile irkilmiş dua içinde olan biteni idrak etmeye çalışıp, diğer taraftan da vatan müdafaası halinde ter ve kan dökerken çerezini zıkkımlana zıkkımlana ‘yaaa böyle darbe mi olur keh keh’ diye sinema izleyicisi havasında geceyi izleyenler; haliyle o gecenin sabahına kahraman olarak geçen ve kendisiyle kıyasladığında hep ikinci sınıf olarak gördüğü vatandaşın yanında öyle ezik kalıyor ki geriye bir şık kalıyor: Reddetmek. Hala aynı travma. Hala bir idrak edememe hali.
Darbe dememek için yanına, sağına, soluna eklemedikleri sıfat kalmadı. Bu halk. Bu ‘ya şimdi bir sıkıntı olsa bunlar pencerelerinden dışarı bakamaz’ dedikleri halk, o tankları adrese teslim yaptı ya kafalar o esnada kötü yandı tabi!
Yazık ki o gece aklını kullanamayan(!) insanlar vatanla beraber aklını kullanan(!) bir grup lapacı, goygoycu, hazır yiyici laf ebesini de kurtardı! İşte bu, insana ‘Rabbim hikmetinden sual olunmaz yaratmışsan vardır bir bildiğin elbet’ dedirten ama muhatap oldukça da insanı dert sahibi yapan tipler, şuan tırnakları bile kanamadan atlattıkları için darbe dediğin böyle mi olur diyebiliyorlar. Üstünden geçen tank ile yüzü parçalanmış, naaşı otopsi ile tespit edilebilmiş evladın annesine sorsalar mesela anlatırdı o gecenin öyle kolay geçmediğini. Sokağa ‘yahu ne oluyor’ diye çıkıp bir daha geri dönemeyen babanın evlatlarına, kocanın eşine, abinin kardeşine sorsalar mesela anlatırlardı o beğenmedikleri, bir kaç saatlik destan mı olur diye burun kıvırdıkları gecenin kaç geceye bedel olduğunu.
Beyzadeler! Sırtında minderi, burnu kanamamış halde darbe analizi yapıyor. Topunun mabadında pireler uçuşuyorken birileri köprüde şehadet getiriyordu! Elinde meşrubatı gevrek gevrek analizler yaptıktan sonra tatlı rüyalara dalanlar tabi ki o esnada ağır silahlarla yakın mesafeden vurulanların gördüklerini, anladıklarını hiçbir zaman anlayamayacak.
‘Aman yaaa böyle darbe mi olur’ gevelemesini ağzından düşürmeden bir yandan da ‘ yine de uyanık olayım da işler nereye dönerse hemen oraya ilişebileyim’ diye kapı arasından sokak gözleyenler, tarlasının bir yıllık hasatını cayır cayır yakanları, ekmek teknesi aracını tankın önüne atanları asla anlamayacak! Selâ okunmasından ruh hastası çıkarımlarda bulunan tipler; okunan selâlar ile içlerin nasıl coştuğunu, nasıl bütün diğer sıfatların derhal kenara atılıp bir halkın kenetleniverdiğini, nasıl göz kırpmadan içine düşman askeri kaçmış üniformalıların üstüne yalın vücut yüründüğünü asla anlayamayacak!
Anlamasın kimse, lüzumu da yok. Utanmasınlar şuan lime lime olmuş, dumanı tüten bir memlekette yaşamıyor olmayı borçlu oldukları insanlardan, onu da beklemiyorum. Ama hakikaten artık bu haklı destana çamur atılması ve buna da sokaktaki emekli amcanın, teyzenin sırf Erdoğan düşmanlığı nedeniyle dahil olması midemi bulandırıyor.
Ben şehit ailelerine, çocuklarına vicdan borcum olduğunu hiç unutmadan yaşamayı umuyorum. Hiç çıkmasın aklımdan. Bileyim ki yarın öbür gün Allah muhafaza vatan yine kucaklanmaya ihtiyaç duyarsa sıra bana gelebilir. Buna göre yetiştireyim zihnimi, cesaretimi, çoluk çocuğumu… Çünkü o gece yangının sadece dumanını gördüm ben.
O dumana dahi kör olanların pis zihinleri, pis dilleri ile balçık yaymalarına sabretmek zorunda kalmak belki de biraz da bundan ağır geliyor. Benim gibi olanlar, yangının sadece dumanını görenler de şimdi vazifeli belki de neden olmasın. Bir avuç kendini bilmez hanım evladı, bir avuç işini bilen çakal ve resmen güç birleştirmiş hainler o gecenin üstüne gölge edemesinler diye unutturmamak göze sokmak ile vazifeliyiz biz de ikinci bir emre kadar belki de.
Sabrımı, sabrımızı Allah rızası için zorlamayın.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar