38. Vodafone Avrasya Maratonu: Bu Sefer Tarihimiz İçin Koştuk
- Esra Nur Kırbaş
- 14 Kasım 2016 - 20:07
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
13 Kasım 2016.İşte bu tarihte, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirlerine kenetleyen özel şehir İstanbul bir maratona daha imza attı. Vodafone’nun 15 Temmuz şehitlerimiz için düzenlediği bu yıl ki 38. Maratonuna, çeşitli ülkelerden onlarca sporcu ve yüzlerce insan katıldı. Yarış, Şehitler köprüsünün yaklaşık 250 metre gerisinden başlayıp, Sultanahmet meydanında sona erdi. Yarışı,Azerbaycan adına yarışan Kenya asıllı Evans Kıplagat, 2 saat 13 dakika 28 saniyelik derecesi ile galip tamamladı.Bu amacın yanı sıra STK’lar, dernekler, vakıflar ve duyarlı vatandaşlar yüreklerinde yer edinen fikirlerini duyurma imkanı buldular. Minik izciler, ülkemizi vatanı bellemiş mülteci kardeşlerimiz, Yeşilay, Kızılay, çocuk istismarıyla mücadele edenler, Down sendromlu insanlara farkındalık oluşturmak isteyenler… Herkes oradaydı.
Ben ve benim gibi bir çok kişi de bu maraton da fetih sembolümüz ve hali hazırda Kızılelmamız Ayasofya’nın özgürlüğü için yürüdük. Yani bu sefer bizler, Ayasofya dergisi genel yayın yönetmeni ve 40’lar Kulübü yazarı Recep Terler öncülüğünde geçmişimiz için yürüdük. Dilerseniz bu yürüyüşün gayesini kendisinin dilinden okuyalım:
“Biz bu yürüyüşü ilk olarak geçen yıl gerçekleştirdik. Yürüyüşü daha tahayyül ederken “3 kişi olsak dahi yürüyeceğiz” demiştik. Ve öyle de oldu geçen yıl sadece 3 kişiydik ve hamd olsun yürüdük ve “Ayasofya’yı Açmak, Yeni Bir Çağ Açmaktır!” pankartımızı açtık.Ardından Kudüs’e Özgürlük Yürüyüşü’nü gerçekleştiren Filistin Hür Kalacak Platformundan kardeşlerimizin de desteği ve katılımıyla onlar, yüzler olduk. Ayasofya davası yerde kalmadı şükür. Bir nebze de olsun derdimizi davamızı duyurduk diye düşünüyoruz. Bugün Ayasofya tekrar cami olarak ibadete açılmanın eşiğindedir, “yürürsen yakın, bakarsan uzak” fikriyatıyla yürüyoruz biz.Peki, Ayasofya için sadece yürümek yeter mi derseniz hemen söyleyeyim kesinlikle yetmez.Bizler o yüzden 3 yıldır bir edebiyat ve dava dergisi çıkarıyoruz Allah’ın yardımıyla. Bu dergi vesilesiyle gençliğimize Ayasofya’nın neden kapatıldığını, öneminin ne olduğunu, tekrar açılırsa nelerle karşılaşabileceğimizi, açıldığında yine yeni bir çağın açılacağını anlatmaya çalışıyoruz. Fakat sadece bunları anlatmakla da Ayasofya’nın açılmayacağını biliyoruz. Çünkü Ayasofya’yı açacak olan şey manadır. Yani ne demek bu mana? Ümmetin, Kudüs’ün, Arakan’ın, Suriye’nin, Doğu Türkistan’ın, Mısır’ın derdinden haberdar olmak demek. Bu dertlere deva aramak demek. İşte bu dertlerle dertlenen bir gençlik açacak Ayasofya’yı.Ayasofya’nın açılacağı günü, gökte hilâli bekler gibi bekleyin. İnşallah o günler yakındır.”Sayın Recep Terler’in bu sözlerinden sonra fetih sembolümüz’ün ezanlara, bizim de ona olan hasretimizle sizleri selamlıyor ve şahsım adına ilk evvela bilgi edinmek ile bu dava adına mücadeleye çağırıyorum. Çünkü İstanbul bizlere emanet, İslam sancağı ise İstanbul’a…
Yorumlar