Azıcık Nostalji
- Sevgi Yiğit
- 8 Nisan 2017 - 21:12
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
İnsan dumanı üstünde tüten tarhana çorbasının yürek ısıtan sıcaklığında bir ocakbaşı sohbetini özlüyor bazen. Gecenin karanlığına ve elektriksizliğin gazabına inat iç aydınlığının huzurunda sabahlamak diliyor biraz da.
Karmaşık trafik yığınlarının sağır edici çığlıklarıyla değil tarlasına giden emektar çiftçinin traktör sesiyle bölmek istiyor uykusunu. Horoz sesiyle ve köpek ulumalarıyla karışık ezan sesinin semavatı inleten makamıyla yeniden dirilircesine uyanmak istiyoruz sabahlara…
Biraz daha ileri gideyim odun ateşinde ve sarıkızın sütüyle pişmiş sahanda yumurtaya ekmek banarak kahvaltı etmek diliyoruz….
Kırmızı halıların üstünde topuklu ayakkabılarla değil papatya tarlalarında çıplak ayaklarla koşmak istiyoruz.
Kulağımızı meşgul eden isyan sedalarına karşı kaval sesinin gönlümüzü ferahlatan derinliğine dalıp gitmek niyetimiz.
Çevremizde yorulmak bilmeden koşuşan çocuklar hayal ediyoruz sonra. Öyle pahalı hediyelerle değil bir çiğnem çam sakızıyla mutlu olabilen seksek oyununu bilgisayar savaşlarına tercih eden çocuklar…
Tandırda kızaran ekmeklerin kokusu burnumuzdan midemize bir bayram kokusu salsın istiyoruz.
Pancar toplayan annelerin ellerinin nasırını temizlemek biraz da dikenden nasip almak istiyoruz.
Adı duyulmamış karşı apartman sakininin merhabasız gidişine rağmen ahaliye selam vermekten kolu askıda kalan ihtiyaçlarımızı evimize buyur etmek istiyoruz.
Bir akşam üzeri kapımızın tokmağına vuran komşumuzun davetini kırk yıl hatırı olan kahve ile taçlandırmak diliyoruz.
Felaket tellalı kesilen televizyon kanallarının kavgalı gürültüsünün yerine ninelerimizin hoş sohbeti ve masalları ile geçirmek istiyoruz yıldızlı geceleri ve her hikayede bir yıldız da bizim için kaysın diliyoruz.
İyilik ve güzelliklerin hüküm sürdüğü bir hayat düşlüyoruz, menfaatsiz sevgilerini egemen olduğu bir dünya…
Çok şey mi istiyoruz?
Yorumlar