Edebiyat

Bahar Geldi

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Bahar Geldi

Bahar; sararmış yaprakların dökülmesinden, ağaçların kurumuşluğundan ve çıplaklığından sonra, şehrimin ve köyümün ve gönlümün serâpa bembeyaz bir örtüye, kefen misâlî bürünmesinden, içimin donduran soğukluğundan sonra, hamd olsun O’na ki geldi. Bahar, seher yelleri ile, rahmet ve bereket yağmurları ile geldi. İçimi donduran elhân-ı şitâ kalktı yeryüzünden ve yürek yüzünden… Binbir beste ile, binbir ıtırla bahar geldi. Bahar ılık nefesini, bereketli yüzünü gösterdi. Aslında bu yazıda bir şey yazmaya gerek yok. Bahar desek kâfî… Yazının başlığı bahar, önsözü, girişi bahar, ortası bahar, sonucu bahar, sönsözü bahar…

Bahar geldi!Yerlere, taşlara, asfaltlara sapsarı hüznünü akıtan, döken ağaçlar; yemyeşil ve mor tebessüm gelinliğini giyindiler. Yârin gelinliği beyazdır belki ama ağacın, tabiatın gelinliği yeşil, duvağı mordur bence. Yemyeşil bir gelinlik ve mor bir duvak… Aslında gelinliğe bakılmaz ama tabiatın gelinliğine baktıkça bakası gelir insanın…

Bahar geldi!Solan çiçeklerim yeniden açtı, solan ümitlerim benek benek renklendi. Berrâk ırmakların çağıldamaları ne güzel… Masmavi gökyüzüne, mor gövde ve yeşil kökler ne yakıştı! Gönlüm bu cümbüş ile ferahnâk oldu.

Bahar geldi!Sanki beklediğim, istediğim, hayâl ettiğim yâr geldi. Kuş cıvıldamaları ne güzel… Sanki yârin sesi… Yepyeni bir rûh, yepyeni bir ses, yepyeni bir nefes… Kapalı havalarda gönlüme, üstüme çöken bu gâm-û kasâvet bu sarih, bahar havasında üstümden kalktı. Sanki yârin elleri okşuyor yüreğimi. Sanki o ağır gamı, kasâveti, yâr tül gibi, tüy gibi elleri ile kaldırmış gibi te’sîrli. Baharın yağmurları sanki yârin uzaktan gördüğüm tebessümü gibi. Islak ama sıcacık… Hani zerrelerine kadar ıslansan da şifâdır bu mevsimin yağmurları… Bir kere değse saçıma, tenime; te’sîri yıllar süren bir yürek sıcaklığı…

Bahar geldi!Bırak artık bu nedâmet bestesini!Terk et bu miskinlik gürültüsünü!Yürü, inadına şakır şakır yağan bahar yağmurlarının altında!Koş, kuş cıvıldamalarının sînesine ve koş güneşin alnına!Kendine elhân-ı şitâ söylemeyi bırak; yâre şerefli, bereketli, temiz türküler söyle. Anadolu’mun temiz, saf, bereketli, şerefli, asil türkülerinden söyle!

Bana müjdeler ver, muştular bahşet ey bahar!Yâre kavuştu mu sesim, kalemim ve kelâmım erdi mi yârin yüreğine ve gözlerine?Leylekleri, göçmen kuşları gördüm dün semâda… Sılaya dönüyorlardı. Uzlet bitmiş, gurbet bitmiş onlar için. Sürü sürü dönüyorlar yuvalarına, vatanlarına. Vuslat şiirleri okuyorlardı birbirlerine… Senin uğruna, senin zuhûruna, senin rücûna seviniyorlardı, kendilerince kanat çırparak ve sesleyerek birbirlerini…

İmdi beni müjdele! Kuşları vuslat ile müjdelediğin gibi, beni de vuslat ile müjdele! Türkülerimi yâre ulaştırdın mı? Yâre okudun mu sessiz, soluksuz, dudaksız bir demde? Usul usul fısıldadın mı yârin kulağına; ağyâre duyurmadan? Yârin sadrına benim özlem satırlarımı bıraktın mı?…

Etiketler
Bahar Bahar Yazıları edebiyat Özlem Vuslat

Yazar Hakkında

Tahir Ceyhun Yıldız

1993 yılının soğuk 1 aralık gününde Eskişehir'de doğdum. Liseyi Eskişehir Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nde tahsil ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladım. Şiirlerim ve yazılarım Eskişehir'de yerel bir dergi olan Genç Birlik Dergisi'nde, Konya merkezli ve 5 sayı çıkarılabilmiş Sahhaf isimli matbû dergilerde yayınlandı. Yetkinliğe ilk adım olarak Sergâh Dergi'de yazmaya başladım. Daha sonra Halâskâr Dergi, Efendi Dergi, Şiâr Dergi ve Özlenen Rehber Dergisi'nde yazılarım yayınlandı. Türkülerin gücüne, kuvvetine inanıyor; ilhâmı türkülerden alıyorum. Kitaplara her ân ihtiyâç duyuyorum. Eskişehir'de faâliyet gösteren bir haber ajansında, bir yayınevinde ve bireysel olarak editörlük faaliyetlerine devam ediyorum.

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap