Bildiğini Bilme Bilmediğini Bil
- Derya Altınyurt
- 6 Eylül 2020 - 13:18
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Ey insan!
Şu sonsuz kâinatta bir toz tanesi, seksen senelik ömre sahip bir faniyken, nasıl da iç sesine aldanıyor, kendini dev aynasında görüyorsun. Asıl Bilge olan, bu kainatın sahibiydi oysa. Milyon kere sonsuz ilmiyle yaratmıştı seni. Kendi ruhundan üflemişti. Hatırlamıyorsun... Bildiklerini kendinden, sahip olduklarını kendi çabandan, uğraşından sanıyorsun. Heyhat! Ne büyük yanılgı...
İnsandan gayrısı, yani bütün yaratılmışlar; ağaçlar, envai çeşit bitkiler, hayvanlar, gökyüzünde bulutlar, ay ve güneş, galaksiler... Geceleri ağustos böcekleri, şafak sökerken kuşlar... Hepsi ama hepsi haykırıyor: " Ya Hak! Bilgisi sonsuz Rab! Yaratansın sen bizi. Yolumuzu çizen, rızkımızı verensin. Zikrederiz biz seni, boynumuzu sana eğeriz. Bugün de unutmadık seni, sen de bizi unutma e mi?" Ne dedik başta? "İnsandan gayrısı."
Allah'ın yarattıkları arasında en yücesi, en kıymetlisi insan... Aynı zamanda en nankörü, en kibirlisi, en körü, en sağırı, en katısı yine insan. Kendine verilen değer ve nimetler karşısında vereni unutmak, inkar etmek ve kendindeki az bir ilmi, kainatın sırrını çözmek adına yeterli görmekte ne de meziyetli insan...
Ah insan...
Cahilliğinin sınırlarını zorlayıp bir de bunun farkında olmaması, karşısına geçen herkesle bilgisini yarıştırması, "bilmiyorum" demenin bir kamyon yük taşımak kadar ağır gelmesi, çok kolay tartışmaya girmesi, çabuk sinirlenmesi, gösteriş sever halleri, aceleciliği, şükürsüzlüğü, inanmayı iman etmek sanıp, aldanışın en büyüğünü yaşaması, aklını kullanmaktan kalbi pas tutması, kalbi pas tuttuğundan her şeyi maddeden ibaret sanması... Görmesi gerekeni göremeyişi, duyması gerekeni duyamayışı... Cahilliğinin zirvesindeyken, o zirveyi bilgisinin nirvanası sanması, aldanması... Ah insan...
Bilse ki o her zaman dimdik olan başı, bilmesi gerekenleri bilse nasıl da eğilecek. Her ayrıntıda biraz daha acizliğiyle yüzleşecek. Dünyası başına yıkılacak belki, bu zamana kadar doğru bildiği yanlışlar karşısına dikilince... Bir başak misali doldukça ağırlaşacak, ağırlaştıkça bükecek başını... Ama bir istese, öğrenmeyi öğrense... Bilmediğiyle yüzleşse... Hidayet verilir elbet yeter ki istese...
Yapraklar konuşuyor, böcekler de, ağaçlar da konuşuyor. Hepsi Hakk'ı haykırıyor; duy, dinle, gör. Görünenin ötesinde görmen gereken ne varsa. Duyduğun anlamsız sesler ses değil, asıl duyman gerekenin yanında. Geç bu dünyadan ötelere git. Bilginin sahibi sahibindir senin. Cahilliğinle ara, acizliğinle bul. Sende eksik olan ne varsa Kaf dağının ardında, Hüdhüd kuşunda. Bulmak isteyen çıksın yola...
Etiketler
Yazar Hakkında
Derya Altınyurt
Kendini yazarak ifade edebilen, kalemine dost kağıdına yaren...
Yorumlar