Bin Altın Değerindeki İplik... "Teslimiyet"
- Kadir Şahin
- 30 Mayıs 2018 - 16:52
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Bağdat’ta dul çaresiz ve kimsesiz bir kadın vardı. Bu kadının da bakmakla hükümlü olduğu altı öksüz çocuğu ve ihtiyar anası buluyordu. Kadın geçimini sağlamak için bir hafta uğraşır el emeği göz nuru iplik eğirir bunlarla pazara çıkar anası ile çocuklarının rızkını bu şekilde temin etmeye çalışırdı. Karınları tam doymasa da aç açık kalmazlar geçinip giderlerdi. Gün akşamlanır, doğan ölür, açan solar olan oldu. Bu dul kadın vakit saat erişince ölümü geldi. Kadının ölümünden sonra altı öksüzü, kendisine bile zor bakan anasına kala kaldı. Kadın yaşlılığın vermiş olduğu güçsüzlükle pazara her hafta çıkamıyor ama durmadan ip eğiriyordu. Epeyce zaman baktı ki 600 dirhem edecek kadar ip eğirmişti. Artık bunları pazara götürüp satmanın zamanı gelmiştir deyip pazarın yolunu tuttu. Yol boyunca da içinden şu duayı etti “Ya Rabbi bu öksüzlerin yetimlerin rızkını ver. Bunların Senden başka koruyup gözeteni yok. Ben ve bu altı yetim sana emanetiz, gayrısını Sen bilirsin.” Kendisini pazar yoluna iletecek yolda ilerlemekte iken Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerin evinin önünden geçti. Evinin önünde onu ve müritlerinin sabah namazı için dışarı çıktıklarını görünce durakladı. Şeyhe saygı gösterdi. Şeyh de ona nereye gittiğini sordu.
“Bacı hoş geldin. Nereden geldin nereye gidersin.”
“Bir miktar ipliğim var. Pazara götürüp onu satacağım. Yetimlerimin rızkını çıkarmayı ümit ediyorum..
“İpi benim satmamı ister misin. Benden 600 dirhem ip isteniyor. Senin için bu ipi ben satayım.”
“Memnuniyetle efendim. Ne demek lütuf buyurmuş olursunuz.” Dedi ve ipi Abdulkadir Geylani Hazretlerine verdi. Abdulkadir Geylani Hazretleri kadından aldığı ipi mescidin damına fırlattı. İpi atmasıyla birlikte nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş ipi kaptı ve uzaklaştı. Kadın “Bu nasıl şaka. O benim çocuklarımın rızkı idi.” diye kendi kendine söylenmeye başlayınca müritler itiraz etmemesi için işaret ettiler. Kadında olan bitinden fazla bir şey anlamasa da
600 dirhem alacağını düşünerek,
“Koskoca Şeyh yalan söyleyecek değil ya.” diyerek daha fazla bir şey söylemedi.
Abdulkadir Geylani Hazretleri de “Hatun merak etme ipliklerini satmaya gitti. Ne kadar ettiyse alırsın. Merak etme paran kalmaz” dedi. Kadın “Pekala siz öyle diyorsanız.” diyerek evine gitti.
Ertesi gün ilk iş Şeyhin yanına gitmekti
“Satmaya gönderdiğiniz ip satıldı mı?”
Abdulkadir Geylani Hazretleri “İpler satıldı fakat henüz parası gelmedi. Korkma endişelenme bir hafta içerisinde parası da gelir nasılsa.” dedi. Kadın bir hafta sonra Şeyhin huzurundaydı. Para gelmemişti.
Şeyh “Yarın gel paranı al.” dedi.
Kadın “Neden pazarın yolunu tutmadım ki. ” diyerek giderken
Şeyhin sadık müritleri “Bu kadar sabrettin bir gün daha sabret Yüce Mevla ne gösterecek.” dediler.
Müritler işin hikmetinin derdindeydi kadın ise paranın. Beklenen gün geldi çattı. Ertesi gün Abdulkadir Geylani Hazretlerin huzuruna hiç görülmemiş bir heyet geldiler ve hiçbir şey söylemeden bin altın taktim ettiler. Müritler bu altını niye taktim ettiklerini sordu heyete. Heyette başladılar anlatmaya:
“Biz tüccarız. Gemi ile ticaret ederken fırtınanın ortasında kaldık. Yelkeniniz bu fırtınaya dayanamadı ve yırtıldı. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. 600 dirhem ip gerekliydi bu yelkenleri onarmak için. Ama denizin ortasında nerede bulacaktık bu ipi. Bizde onun için Rabbimiz’e dua ettik ve Abdulkadir Geylani Hazretleri yüzü suyu hürmetine dedik. Sonra 1000 altın vereceğimizi vaat ettik. Birden bir kuş 600 dirhemlik ipi güvertenin ön tarafına bıraktı gitti. İşte o can havliyle verilen sözün 1000 altınıdır.”
Sonra Abdulkadir Geylani Hazretleri altınları kadına verdi. “Senin ki kadar kazançlı oldu mu?” dedi. Kadının eli ayağı titriyordu. Artık zengin olmuştu ve onun duası da kabul olmuştu.
Etiketler
Yazar Hakkında
Kadir Şahin
fani adamın biri
Yorumlar