Hanımefendi

Bir Annenin İtirafları / "Zor"

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bir Annenin İtirafları / "Zor"

Bazı geceler derdimi kabullenemediğimden boğuluyor gibi oluyorum...

 

"Zor" gibi basit bir kelimeyle başlamak istemiyorum artık. Lakin başladım. Yine bugün, "İki çocuklu hayat çok zor" derken o kelimeyi kullandığım için kendimi zindana kapatmak istedim.

Daha uygun bir şekilde anlatılmalıydı bu. "Çileli" diyebilirdim belki. Ya da fazlasıyla "bağımlı"..


Uygun kelimeyi bulana kadar üzerine düşünmek istediğim başka mevzular da var. Kelime kendi kendini bulacak buna inanıyorum. Ancak bunun için önce benim kendimi bulmam şart. Acıyı kabullenmem ve üzerini örtmek için oyun oynamayı bırakmam gerek.

Sürekli devam eden bir tutsaklık gibidir annelik. Acımasızca da olsa kimi zaman fazlasıyla böyle hissettirdiği ortada. Çocuk sahibi olduğun andan itibaren yavrucakla birlikte kafese konulmuşsun. Onu kafeste yalnız bırakman imkânsız. Uçmayı henüz öğrenmediği için sırtında taşımalısın.. Çünkü kuşlar da insanlar gibi sürekli evde hapis kalmak istemezler. Anneler ise bundan farklı olarak tutsaklığını her daim elinde taşır. Minik yavru, annenin ayrılmaz bir parçasıdır. Ya da bu böyle kabullenilmiştir. Yavru, annesiz nefes dahi alamazmış gibi. Velev ki annenin en büyük sorumluluğu bu yavruyu taşımak ve büyütmektir. Çocuğun tüm hakları ona aitmiş gibi.

Çocuk alçıya alınmış bir uzvumuz gibidir. Nasıl ayağımız alçıda olduğunda otururken dahi önce onun yerini hazırlayıp yerimize öyle yerleşiyorsak, çocuğumuzu hayatımızda belli bir yere konumlandırıp kendimizi de yine yaşamın bize ait olan bir alanına yerleştiriyoruz. Doktor tedavi gerçekleşti diyene kadar ondan kopamıyoruz. Kendi ihtiyacını karşılayacak duruma gelene kadar bu organla bu şekilde yaşama zorunluluğumuz var.

Bu noktada beni en çok yıpratan şey; çocuksuz bir an nefes almak istediğimde ben onunla olmaya mecburken, kimsenin benim kadar bu mecburiyeti taşımıyor olmasıdır. O zaman çocuk anneye yük gibi gelir. Özgür olmadığını hissedersin. Bir yerde de evet, çocuk sağlıklı bir birey olması açısından anneye mecburdur. Ama anne sevgisine... Yani tahammülü kalmamış bir annenin sevgi noktasında yeterli olamayacağını kabul edelim. Sıkılmış bir insan kolay öfkelenir. Bu merhametli bir anne bile olsa. Annenin özel zamana ihtiyacı var. Tam zamanlı çocuk bakımı, üzerine bir de evin sorumluluğu bindiğinde toplu katliam sebebi oluyor.

Bir diğer zorlandığım konu; erken yaşta herkes kariyer planları yaparken, benim çocuklarımla kendim için çabalamak şöyle dursun, hedeflerimi belirleme noktasında dahi sınırlarımın olma mecburiyetiydi. Çünkü öncelik çocuklarımdır. 20 yaşında kucağımda bir bebekle hem ev işleri yapıp hem çocuğumu iyi yetiştirip, hem akrabalarla, komşularla, arkadaşlarla iyi geçinip, hem de kariyer planı yapıp uygulamak ile 20 yaşında bekar bir şekilde eğitim ve kariyer odaklı yaşayabilmek aynı şey değil. Hak verirsiniz ki yorulmam pek normal. Bunca hengamenin içinde her şeyin hakkını verebilmek de bir o kadar çetrefilli. Tüm bunlara rağmen insana yeten tek şey ise eşinin ona verdiği destektir. Buradan hayatımı kolay yaşamamı sağlayan tek varlık olan eşime sahip olduğum için çok şanslı olduğumu belirtmek isterim.

Anlayacağınız toz pembe bir dünyadan bahsetmiyorum. Elbette zorlayıcı yanı çok olan bir süreç bu. Öncelikle o yavrunun hayatınızın merkezine oturacağından emin olun. Ve asıl sorumluluğunun annesinde olduğundan. Bu mecburi bir aidiyettir. Anlaşma bebeğin rahme yerleştirilmesiyle gerçekleşir. Bebek sorumluluğunu annesi taşısın diye onun rahmine konulmuştur. Ve tüm dünya bu anlaşmayı koşulsuzca kabul eder. Tüm dünya habersizce yapılan bu anlaşmaya sadık kaldığı gibi tüm annelere gereken değeri verecek kadar da duyarlı olmalı. Çünkü annelik benzeri olmayan bir hâldir.

Sıkıntımı dile getirme kaygısından çok kendi içime dönmemin dahi çok zor olduğu bu günlerde her annenin mutlaka yaşadığı terkedilmişlik, yalnızlık ve bitkinlik duygularının fazlasıyla normal olduğunu ifade etmek istedim. Annenin başka bir tarifi yok. Her türlü meşakkate rağmen tekrarını ilk günkü hevesle arzu ettiğimiz de ayrı bir gerçek. Elbette bu arzular asıl ifadeyi değiştirmiyor. Oldukça zor...

Zor dememek için kendimi zorlamadım aslında. Demesem de bazen ağzımdan çıkıveriyor. Tek kelimeyle anlatmak istemediğimden tekrara düşmemek için bir çok benzetme yapmaya gayret ettim. Zor demek daha kolaydı. Anlatamadığımız yerde öyle deriz.

Etiketler
Anne Özgürlük Annelik Mesleği Bir Annenin İtirafları kafes tutsaklık

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap