Fikir Düşünce

Bizi Bize Bırakmadılar!

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bizi Bize Bırakmadılar!

‘’Toplum tarafından kubul edilen fikirler, sorgulanamaz veya sorgulanmamalıdır.’’

Bu cümlede ki mantık hatasını eminim siz de fark ettiniz. Fikirler her zaman sorgulanabilir, zaten sorgulamadan yeni bir fikirin temellerini atmak pek mümkün değildir. Ümmet olarak birçok fikrin savunucusu olduğumuz halde; neye, niçin, hangi sebeble inandığımızın farkında bile değiliz. Neden mi? İslam’ın dört ana düsturu vardır. Bunlar; Kuran, hadis, icma ve kıyastır.

Bizler Kuran’ı unuttuk!

Sadece Ramazan ayında Kuran okuyan, Mushaf’ı evinin en güzel duvarına asan,  manasından daha ziyade cismine önem veren bir ümmet haline geldik. Kuran’ın her asra, her topluma; bedevisinden medenisine herkese cevap verebilecek güçte olduğunu unuttuk. Kendimize rol model olarak batıyı ve Avrupa’yı örnek aldık. Bu güne kadar çağları arkasından sürüklemiş ilahi bir kitabı bırakıp, vucudunu teşir eden bir avuç zavallı için çılgınlara döndük. Geri kafalılık, yobazlık diyerek tembelliğimize bir kılıf uydurduk ve teknolojik ilerlememize engel olduğunu savunduk. İcat ve buluşlar karşısında hiçbir zaman aciz kalmayan kitabımızı bırakıp, Avrupa’dan medeniyet dilendik. Tüm bunları bizler yaptık, ‘’Ey Allah’ın Kulları kardeş olun’’ diyen efendimizin sözünü çiğneyip ilk fırsatta birbirimizi gırtlakladık… Dünya enerji kaynaklarının, yani petrol ve doğal gazın yaklaşık %50’sinin İslam coğrafyasından çıkmasına rağmen daha güçlü ve daha gelişmiş bir medeniyete ne yazık ki sahip değiliz. Mezheb, cemaat ve siyasi görüşlerimizin farklılığı sebebiyle birbirimize kılıç çekmekten çekinmiyoruz. Üstünlük davası güderek, ‘’Üstünlüğün Ancak Takva ile’’ olacağını görmezden gelmeye başladık. Elbette bu listeyi uzatmak mümkün. İçler acısı durumumuzu daha uzun yazmaya kalksaydık eğer, eminim bir kaç cilt kitap olurdu…

Bizler Peygamberimizin Sözünü Dinlemedik!

Biraz önce söylediğim gibi bizler Kuran’ı unuttuk! Kuran’ı unuttuk, çünkü peygamber sözü dinlemedik. Efendimiz “Sünnetimi terk ederseniz sapıttınız gitti demektir.” (Müslim, Musucid:257) buyurdu. Bu gün bazı şarlatanlar hadisleri ve dahi sünnetleri inkar ederek sadece Kuran’ın ışığında doğru yolu bulacaklarını savunuyorlar. Buhari, Müslim, Ebu Davud gibi hadis alimlerinin bu kadar hadisi toplamalarının imkansız olduğunu söylüyorlar. Ben sizlere bu kimselerin düşmüş olduğu yanılgının ne kadar abes olduğunu anlatmaya çalışarak konumuzu dağıtmak istemiyorum. Belki başka bir zaman bu konuyu özel olarak işleyebiliriz. Konumuza dönersek, Kur’an’da şöyle buyrulur:

“ Peygamber size ne getirdiyse onu alın; size neyi yasaklamışsa, ondan uzak durun” (Haşr /7) Bilindiği üzere efendimiz bizlere Yahudi ve Hiristiyan’ları dost edinmeyi yasakladı. Ve bizlere kardeş olmayı hangi millete mensup olursak olalım İslam çatısı altında hareket etmeyi emretti. Dedim ya bizler peygamber sözü dinlemedik! Dünya da ne kadar kafir varsa dost edindik, dindaşlarımızı dışladık, en ufak fırsatta sırtlarına bir hançer saplamaktan da çekinmedik. Peki bizleri, yani Müslümanları bu hale ne getirdi? Bizleri bu hale dinimizden bihaber, İslam’ı sadece namaz, oruç, zekattan ibaret sanmamız getirdi. Çocuklarımıza cenneti vadettik, ama Allah’ın rızasını kazanmayı ne yazık ki  öğretemedik. Çocuklarımızı cehennem ile korkuttuk, ama onlara gerçek manada İslam’ı anlatamadık. İslam’dan gafil bir toplumu kendi ellerimizle inşa ettik.

Bizler İcma ve Kıyası Unuttuk!

Müslümanlar olarak icmayı yani görüş birliğine varmayı unutalı yaklaşık bir asır oldu. Haliyle icma olmayınca kıyasa da gerek kalmadı. En ufak dini konuda bile ortak fikir üretemedik. Kendi çıkarlarımızı ümmetin çıkarlarından üstün tutar olduk. Sokaklarımızda, mahallemizde yoksulluk, açlık ve sefalet içinde yaşam mücadelesi veren kardeşlerimizi bir kenarda ölüme terk ederken, lüks umre ve hac turlarında Allah’ın rızasına kavuşmayı umut eder olduk. Rasûlullah (s.a.v) ashabına hitap ederek şöyle buyurdular:

“Cimrilik huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helak oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar da hemen cimrileşiverdiler; sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler; doğru yoldan çıkmayı (fısk-ı fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.” (Ebû Dâvud, c.2, s.324, Zekat46, h.1698)

Bu hadisi okuduktan sonra sanırım biraz daha fazla düşünmeliyiz. İslamın dört ana düsturundan uzaklaşmamızın toplumsal etkilerini tekrar gözden geçirmeliyiz. “Benim şeyhim senin şeyhinden üstündür!” diyerek şeytanın amaçlarına hizmet etmeyi bırakmalıyız. Tevazu ve hoşgörü ile  ‘’Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.” (Ali İmran 103) ayetini hayatımıza tatbik etmeliyiz…

Batının, Avrupan’ın ve dahi İslam beldelerini karıştırmak isteyen şer odaklarının oyununa gelmemeliyiz. Dik durmalıyız, yıkılmamalıyız! Devletimize, milletimize, bayrağımıza, ve İslam alemine sahip çıkmalıyız. Kısaca ümmet olduğumuzun şuuruna tekrar kavuşmalıyız…

Etiketler
Kur'an Din Hadis İslam Fitne fikir cehalet bozgunculuk icma kıyas

Yazar Hakkında

Hilal-i Ahmer

Az okuyan, çok düşünen kimi zaman da yazan garip bir insan...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap