Toplum Aile

Çocuğun Eğitilmesi ve Yetiştirilmesi

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Çocuğun Eğitilmesi ve Yetiştirilmesi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde; “Her çocuk fıtrat (İslâm) üzere doğar. Sonra annesi, babası onu hristiyan, yahudi veya mecûsî yapar.” buyurarak ebeveynlerin, çocuğun yetiştirilmesi ve iyi bir karakter sahibi olabilmesi için ne denli önemli olduğuna vurgu yapmak istemiştir. Zira anne baba olmak sadece bir çocuk dünyaya getirmek ile sınırlı kalacak kadar basit roller değildir. İyi bir anne baba olmak ve çocuğu iyi bir şekilde yetiştirmek başlı başına bir sanattır. Bu sanatı icra etmek için en elzem olan; anne babanın bilgi birikimi, çocuk yetiştirme becerisi ve ilhamdır. İlham; çocuğumuza duyduğumuz sevgi ile karşılanırken, bilgi ve beceri çocuk yetiştirme ve karakter eğitimi hakkında öğrendiklerimiz kadardır. Herhangi bir bitki veyahut hayvan yetiştirmek kadar basit bir sorumluluktan bahsetmiyoruz. Burada bahsettiğimiz, İslâm ahlâkı ile ahlâklanmış tertemiz bir neslin var olabilmesidir. Çünkü insan, akıl ve irade gibi büyük nimetlerle ve kalp denen mucizevi cevherle yaratılmıştır. Bizi diğer varlıklardan farklı ve üstün kılan, bu özelliklerdir. Bir insanın yetiştirilmesi ve eğitilmesi, bebek cenin olduğu andan itibaren başlamaktadır. Araştırmalar da gösteriyor ki bebek anne karnında, özellikle 8.aydan sonra çevreden gelen sesleri çok net bir şekilde duyabilmektedir. Bir araştırmaya göre iyi beslenen, az stresli ve toksin almayan annelerin, hamilelik dönemlerinde cenin ile yeterli miktarda konuşup rahatlatıcı sesler oluşturmaları halinde çocukları daha zeki, konuşma kabiliyeti daha iyi, hareketleri daha dengeli ve sosyal olarak daha uyumlu oldukları belirlenmiştir. Bazı İslâm alimlerine göre ise, bebeğin ahlâkının anne karnında şekillenmeye başladığı belirtilmektedir. Ayrıca hamilelik döneminde bebeğe dinletilen müzik ve melodilerin, bebek dünyaya geldikten sonra tekrar o müzik ve melodileri dinlemeye başladığında o seslere çok fazla aşina olduğu da bilim adamları tarafından kanıtlanmış bir gerçektir. Huzurlu ve sevgi dolu bir ortam sağlanamadığı takdirde, çocuğun da ruhsal ve karakteristik açıdan sağlıklı bir birey olamayacağı kaçınılmaz bir gerçek olacaktır. Zira huzur, sevgi ve güven ihtiyaçları karşılanamayan çocuk toplumda bocalamakta, hayatta her zaman ve her türlü ilişkisinde sekteye uğramakta ve sonuç olarak da mutsuz bir birey olarak hayatına devam etmeye çalışmaktadır. Çocuğumuzun karakter eğitiminden sorumlu olduğumuza göre, bu büyük sorumluluğu hakkıyla ifa etmek adına çocuğun nasıl eğitilmesi ve yetiştirilmesi gerektiği hakkında çok fazla bilgi sahibi olmamız gerekmektedir. Zira içinde bulundugumuz çağ; medya çağıdır, teknoloji çağıdır. Teknoloji ve medyanın ise çoğunlukla ahlâki değerleri sömürdüğü gözden kaçmayacak kadar aleni bir gerçektir. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli husus, elimizden geldiğince çocuğumuzu medyatik her türlü tehlikeden uzak tutmaktır. Çocuğun eline verilecek bir cep telefonu veya tablet, çocuğun karşı karşıya kalacağı tehlikeleri de içermektedir. Çocuğun eline telefon veya tablet gibi teknolojik aletler verilerek oyalanmalarını sağlamak ve bu şekilde oyun ihtiyaçlarının karşılandığını düşünmek büyük bir hata ve yanılgıdır. Onları teknolojik aletlere mahkum edip pasif bireyler olarak yetişmelerini saglamak yerine onlarla bizzat kendimiz oyunlar oynayarak hem çocuk dünyalarını daha yakından tanıma fırsatı yakalamış olur, hem de teknolojik aletlere mahkum etmemiş oluruz. Nitekim bu bağlamda Hz.Ali’ nin sözü uygulanmaya değerdir. Hz. Ali (r.a.) “Yedi yaşına kadar çocuklarınızla oynayın. Yedi- on beş yaş arasında iken arkadaş olun, on beş yaşından sonra çocuklarınızla istişare edip onlara danışın.”buyuruyor. Çocuğun önemli olduğunu ona hissettirmeli; “Sen anlamazsın!”demeyerek kendinden, bizden ve toplumdan koparmadan onu eğitmeliyiz.

Çocuğumuza her türlü güzellikleri öğrettikten sonra bu büyük sorumluluğumuzun biteceği gibi bir yanılsama içerisine girmememiz gerekiyor. Zira bu dev medya çağında iletişim adı altında yapılan türlü türlü ahlaksizliklar çocuğumuzu da derinden etkilemekte, onu da bu girdaba sürüklemektedir. Unutmayalım ki onlar bize Allahın en nadide ve kutsal emanetleridir. Onların küçücük kalpleri doğdukları andan itibaren tertemiz bir beyaz kağıt gibidir. O kağıda ne yazacağımıza bizim davranişlarimiz ve yaşantımız karar verir. Önemli olan o temiz kağıda hayır, iyilik ve güzellikler yazabilmemiz ve o güzellikleri koruyabilmemizdir. Bu bağlamda İmam Gazâlî’ nin benzetmesi müthiştir. İmam Gazâlî çocuğu hamura benzetir ve şöyle der: “Çocuğun hamuruna ne katarsanız ona meyleder. Onlar temiz ve günahsızdır. Zaman içinde yediği, içtiği, gördüğü şeylerin etkisiyle iyi veya kötü bir kişiliğe sahip olurlar.” Televizyondaki reklamları izlerken saniyede yüzlerce kez değişen görüntüler çocuğumuzun hamuruna neler katıyor acaba? Çocuğumuzun nasıl birisi olmasını istiyorsak, o istediklerimizi önce kendi tutum ve davranışlarımızda şekillendirmeli, bir kalıba sokmalıyız. Çocuk denizin derinliklerinde sedef içinde korunan değerli bir inci gibidir. İşlenmemiş bir inci, nasıl ki usta sanatkârın ellerinde değerine değer katıyorsa, küçük bir çocuk da bilgili ve çocuk eğitimi konusunda kendini geliştirmiş, bu işin ehli bir anne baba kucağında öyle değerli bir cevher olur, büyüdükçe değerine değer katar. Anne baba ne kadar kararlı, tutarlı ve bilgili ise çocuk da o denli sağlıklı bir birey olup sağlam bir karakter geliştirir ve kimseye maddi ve manevi ihtiyaç duymadan hayatını idame ettirebilir. Şu bir gerçektir ki; çocuğumuzu iyi yetiştirmek önce kendimizi bu konuda iyice geliştirmekten ve eğitmekten geçer. Allah azze ve celle bize verdiği her nimetin ve her emanetin hesabını soracağı gibi, bize verilen kutsal çocuk emanetinin de hesabını soracaktır. Bu emanet, herhangi bir eşyanın emanet edilmesi kadar basit bir emanet olmayacağı için, Allah (c.c.) tarafından hesabının görülmesi de hayli çetrefilli olacaktır. Hesabını veremeyeceğimiz bir tutum ve davranış sergilemekten yine Allah azze ve celleye sığınırız. Elbette her zaman insanlara hidayeti verecek olan yalnızca Yüce Allah’tır. Fakat biz üzerimize düşen görev ve sorumluluklarımızı da yerine getirmekten kaçınmamalıyız. Çocuk karakter eğitimi açısından gayret bizden, hidayet ise Yüce Allah’tandır.

Allah’ın hidayetinden, mağfiretinden ve herşeyi kuşatan ilminden bir pay bize de nasip olsun İnşaAllah. Hidayete erip Hak yolundan ayrılmamak duası ile…

Etiketler
çocuk Anne Olmak Huzurlu Toplum Teknoloji Annelik Mesleği Fıtrat çocuk eğitimi karakter cenin medya

Yazar Hakkında

Havva Öz

Okudukça anlayan, Anladıkça yazan,

Yazdıkça daha aydın dünyalar tahayyül eden,

Masiva’dan Mavera’ya hakikat yolcusu...

Mütefekkir, Fikir İşçisi

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap