Din Nedir?
- YunusEmreKahveci
- 12 Ocak 2019 - 11:00
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Toplumlara kural koyan, yönlendirmelerde bulunan din iki kola ayrılmaktadır. Birinci kol Allah’ın dini, diğer kol ise insanların kendilerini kaynak aldıkları dindir. Allah’ın dini resuller tarafından defalarca tekrar tekrar hatırlatılmış, insanlara defalarca bildirilmiştir. İnsanın kendini kaynak aldığı din ise Allah’ın zaman zaman peygamberleriyle göndermiş olduğu kitapları, düzenleri tahrif ederek ve kendi aklını ilahlaştırarak oluşturulmuştur. Bütün insanlar ya Allah’ın dinini ya da insanların kendi için uydurduğu dine tabii olmaktadırlar. Anlayacağınız bütün insanlar dindardırlar.
Bütün insanların dindar olması dinin ne olduğu, daha da önemlisi dinin ne olmadığı sorularını sormamızı gerektiriyor.
Batı, dinin ne kadar önemli bir merci olduğunu anlamış olacak ki dine karşı bir din geliştirme yolunu izlemiştir. Bu din bugün her kesimin içine kadar işlenmiş olsa da pek farkında olan yok. Bilimi ilahlaştırarak yaptıkları bu din, aslında kendi perspektifleriyle dünyayı yorumlamak istemeleridir. Fizik ötesi diyerek adlandırarak bir takım şeylerin yokluğunu savunmaktadırlar. Bu şekilde Allah’ın varlığını da yok saymak istiyorlar. Tüm bunlardaki temel amaç, güya gökteki otoriteyi yeryüzüne indirmektir. İnsanların kendi istekleri doğrultusunda hüküm verme istekleri Allah’ın dininin karşısına çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecektir. Allah’ın dininin de insanların çıkarmış olduğu dinle savaşı ilelebet devam edecektir! Asıl yapılması gereken, dinlerin savaşında bizlerin hangi dinin mensupları olduğumuzdur.
Bizler öncelikle dinin sadece Allah’a ait olduğunu, insanlığın başlangıcından beri süre gelen “insan aklının dini” safsatasının peşinden gitmemeyi bileceğiz. Din, hayata yön veren, insana sınırlar koyan, dünyayı, insanı, tabiatı yorumlayan bir kurumdur. Din Allah’a has kılınarak yaşandığı vakit gerçek anlamını kazanacaktır.
Yorumlar