Eğitim Sistemi Kötü Derken Kim Neyi Kastediyor? -1
- Esra Çakan
- 10 Kasım 2018 - 06:30
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Eğitim sistemi bu ülkenin en sıkıntılı mevzusu. Bunun aksini düşüneni bulamazsınız. Sanırım tüm ülke olarak hemfikir olduğumuz nadir konulardan biri bu.
Öyle fena bir temel üzerine bina edilmiş ki, sonradan yapılan katlar bu yamukluğa ancak yama olabilmiş, fakat yama da tutmuyor artık.
Öğrenci/ öğretmen/ veli üçlüsü arasında örülmüş iletişim ağından tut; müfredata/ müfredatın işleniş şekline, fiziki yapıya, idare ediş şekline kadar sirayet etmiş bir bozukluktan bahsediyoruz.
Buraya kadar tamam. Fakat buradan sonra…
Öğretmen asla sorun kısmından üstüne toz bulaştırmıyor. Veli desen zaten alakası yok mevzuyla. O sadece talep merciinde olduğunu zannediyor. Yönetici kademe, devlet, protokoller…
Kimse ‘bende de sorun var’ demeye yanaşmıyor. Hep, kendileri dışında bir yeri gösteriyor parmaklar.
Peki o zaman sorun yok mu? Varsa nerede?
Benim ilgilendiğim zaman zarfınca gördüğüm en ‘sorun var’ diyebilen Milli Eğitim Bakanı çıkıyor diyor ki ‘Beraberce özveride bulunabilirsek yavaş yavaş çözebiliriz sıkıntıları.’
Çözüm olarak sıraladıkları umut veriyor çünkü kendi aramızda konuşup dert yandığımız şeyler var içinde. Fakat üzülerek görüyorum ki, özellikle sosyal medyada öğretmen topluluklarında bulduğu yankı, bir kısım öğretmenin eğitim sisteminin sorunları dediğinde kastının; atama, daha iyi özlük hakları, tayin, vs olduğunu gösteriyor. Öğretmenin haklarını sorgulaması çok mu? Hayır. Fakat eğitim dediğimiz ve neredeyse bebekken giriş yapan çocuğun yetişmiş sayılacak bir yaşta işlenmiş olarak çıktığı bir sistemin bozuklukları, onunla ilgili iyileştirmeler, çözüm önerileri denildiğinde yeri geldiğinde eğitimciyim demekten geri kalmayan öğretmenin ilk gözettiği şey ‘bana bir şey yok mu’ olmamalı.
Lise koridorları zaman boşluğuna atılmış gibi dolanan stajyer yetişkinlerle dolu… Yönü, yolu, hayata bakışı, hayattan anladığı kısımlarında boşluklar bırakılmış çocuklar; yaşamaktan, okumaktan, var olmaktan, yok olmaktan, özgürlükten, insan sevgisinden, vatan sevgisinden, iletişim kurmaktan, adil olmaktan, inanç/ahlak/erdem kelimelerinin içerdiği manadan kendilerince çıkardıkları anlamlar kadar haberdar. Popüler olanın dışındaki özü, neredeyse meraktan dahi bihaber nesiller üretme tesisine dönüşmüş binalara sabah akşam gelindiğinden emin olunarak nesil mi yetişir? Evet doktor, öğretmen, mühendis yetişir… Tasa buysa sorun yok. Fakat ‘yetişmişler’ tasanın çok daha başka olduğunun kanıtı olarak önümüzde duruyor.
Veli çocuğunu okula yolladıktan sonra eğitim vazifesini de devretmiş gibi davranıyor ise sıkıntı. Öğretmen konuyu verip sınıfta kendine ayrılan sürenin sona erdiğini düşünüyor ve sorumluluk sınırı bu sanıyorsa sıkıntı. Devlet öğretmeni eğitirken, seçerken değil de çalışırken didikliyor, elini kolunu bağlıyor ise sıkıntı…
‘ yeni nesil sizin eserinizdir’
Eser: Başarı denildiğinde iyi para kazanmak, statü sahibi olmak… Gibi şeyler anlayan.
Hak kelimesini zihnine ‘istediğim hemen hemen herşey’ olarak kodlamış. Bu doğrultuda taleplerinin önünde duran herşeyi de haksızlık olarak anlamlandıran ve böylece egosal şımarıklıkarını hak/haksızlık kavramları üzerinden onaya sunup içini rahatlatan.
Merkeze koyduğu egosunun taleplerine değen en ufak bir müdahalede, sergileyeceği tüm olumsuz eylemlerin adını da hak aramak koyup yoluna devam eden.
Başarılı, mutlu, yolunda giden hayat hedefi olarak saydıklarımı koyan ve ulaşmak için neredeyse her yolu mübah gören. Buna odaklı. Bunun dışında kalan şeylere ‘ olsa iyi olur ama… ‘ gözüyle bakan yetişkinler .
Peki bizim eserlerimiz nasıl olacak?
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar