Ey Müslüman Sana Kutlu Gelen Nedir?
- Esra Çakan
- 20 Ocak 2018 - 11:54
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Biz insanoğlu olarak nefsimizi haklı çıkarmaya bayılırız, ben de dahil hepimiz böyleyiz. Bazılarımız daha gevşek, bazılarımız daha kontrollü hepsi bu. Albeni peşinde koşan reklam şahsiyeti gibiyiz. En bol şeyimiz bahanelerimiz. “Amaan canım eğlence bizimkisi… yahu bizim niyetimiz temiz… hem biz noeli değil yılbaşını kutluyoruz…” Haklısınız, haklıyız, haklılar.
O kadar haklıyız ki orta yerde, ne olduğu belirsiz, yumuşakça bir nesil olduk çıktık. Bahsetmeye çalıştığım şu meşhur “…Yedi Hristiyan bir danaya girmeden…“ muhabbeti değil; karakterimizi yitiriyoruz, duruşumuzu yitiriyoruz, farklılığımızı yitiyoruz… Koyun gibiyiz der dururuz ya, evet! Her geçen gün kınalı koyunlara dönüşüyoruz…
Dileyelim yine mutluluklar, eğlenceler, tatlılıklar da neden bütün bunlara ulaşmak için kendi organik araçlarımızı terk edip suni, fabrikasyon, ithal araçlara yönelmeye ihtiyaç duyuyoruz? Bakın şuan ben de düşüyorum, dua etmekten dilemeye düşüyor bunu olağan karşılıyorum. Öyle çok yapıştırdık ki üzerimize yakıştırılan o renkli entariyi, gittikçe tenimiz olmaya başladı bile.
Yani yalnız inançsal bir tavır da değil, kültürel bir kısırlık var işin içinde. Sanki birkaç ülkenin kültürel gelenekleri, eğlence adabı, tüketim adabı dünya ortak mirasıymış da biz de dahil olmazsak taş çatlarmış, kadı günah yazarmış gibi acayip bir hal.
Yeniye açık olmak, kültürler arası geçişlere açık olmak falan iyi de geçenler hep bir tarafa, geçirilenler de hep diğer taraftan olunca ortada geçiş işlemi için gerekli olan öz kültür kalmayacak maazallah. Bir kemik duruşumuz da kalsın ilaç niyetine, maya niyetine, tohum niyetine. Çünkü ortam böyle çok fabrikasyon, fazla küresel ya da buraya uygun kelam ne ise öyle işte.
Öte yandan; dört yanı kan ağlayan bir memleketin vatandaşlarıyız, çevremizde yanmayan yakılmayan ocak kalmamış; eziyetin, zulmün en akıl almaz hallerini film senaryosu okur gibi okur olmuşuz, her gün açlıktan, soğuktan ölen bebekler ile yıl 2017 demeye ar etmeyip 2018’i nasıl karşılasak derdine düşmüşüz. Üstelik bunca ahın sebebi olanların dizayn edip dünyaya sattığı her ritüeli de koşa koşa ezberleyip icra ederek. Daha yeni Kudüs için ah-u vah ediyorduk, daha yeni Filistin için İsrail’e söyleniyorduk. Şimdi bir alana toplansak, bizi birbirimizden ancak özel röportajla ayırabilirler ve bunda karşı durulacak bir şey yok öyle mi? İnsaniyet namına olan utancından mı dem vursam, Müslümanlık namına olan utancından mı başlasam, ne desem bilemedim.
Yılbaşı adına yapılan israfın içime dokunuşu ayrı acıtıyor. Komşusu açken tok yatanı yok sayan bir inançtan bahsediyoruz. Acaba bu düsturun tam olarak kaç kilometre sapasında kaldık ki eylemlerimiz cenaze evi önünde şenlik ateşi yakmaya benzer oldu?
Daha başka bir açıdan; bütün bir yıl antikapitalist antikapitalist gez, emperyalizmi yerin dibine sokup sokup çıkar, bilinç altı dayatmalarından vs dem vur, sonra sanki bir sene kendini zor tutmuşsun da yıllık izne çıkmışsın gibi her tür hurafesini de harfi harfine uygulayarak bir yılı daha dağınık kafa ile karşılamanın derdine düş. Böyle perhizli lahana turşulu bir söz vardı neydi o? Kültürel yozlaşma derim. Küresel tektipleşme derim. Asimilasyon derim. Hepsi de bence halet-i ruhiyeye uyar.
”Kutlama demiyorum yine kutla ama…” diyorlar ya hani öyle değil ben direk şöyle diyorum:
“Ey Müslüman sana kutlu gelen nedir? Bu şenlik neden sebep? Kutlu olan nedir? Sen ki kendi bayramlarını bile için burkularak kutlu kılacak durumdasın bu hal ile yeni bir yılın gelişi için bunca heyecanlanmanın sebebi ne? Bu neyin neşesi?”
“Kutla ama…” değil! Kutlama! Çam süsleme, özel sofralar kurma, özel hediyeler alma, özel planlar yapma! Özellikle şimdi yapma! Özellikle cayır cayır yanan koru içimize atıp durdukları bir zamanda iken insaf et, tepki koy, kork benzemekten. Elde konfeti geri sayım beklerken kahrolsun demek kahretmiyor biz dışında kimseleri, anla!
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar