Din

Hatırla!

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Hatırla!

Miladi takvim yılına göre 2018 yılının son günündeyiz. Kış tam manasıyla kendisi gibi davranıp soğuğunu, ayazını eksik etmiyor üstümüzden.

Dışımızın soğuğu başka. Ki ısınmak bir eldiven, bir monta bakıyor. Ama içimizin soğuğu bambaşka.

Dünya kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprü gibi. Dünya belki de sıratın ta kendisi. “Doğduğumuz günden son nefesimize kadar sırat köprüsünden geçiyoruz. Kıldan ince, kılıçtan keskin değil mi hayat? Bir tek insan yoktur hayatın bu yakıcılığını ve kesiciliğini hissetmiş olmasın, canı dünyadan yanmış olmasın.’’ demiş Hasan Lütfi.

Geç geçebilirsen bu köprüden…

Her anın imtihan olduğunun farkında olarak yaşamaktan daha zor bir şey varsa, o da her anın imtihan olduğunu unutarak yaşamak!

Unuttuk.

Unutuyoruz.

Ve hatırlamadığımız sürece o gün geldiğinde biz de unutulacağız, unuttuklarımız tarafından. Hak ettiğimiz biçimde…

‘Dünya iki kapılı bir han.’ demişim geçenlerde. ‘Birinden girdin imtihan, diğerinden çıktın imtihan.’

Dillendirip durduğumuza bakmayın. Hatırlıyormuş gibi yaptığımıza bakmayın. Unuttuk. Ve unutulacağız.

Yakınlarda çok sevdiğim Nureddin Hocamın şu sözünü okudum: “En muhteşem örneğimiz ve rehberimiz Rasulullah (s.a.v). O’na (s.a.v) benzediğimiz kadar cenneti kazanacağız.’’

İtiraf edelim. Biz O’na (s.a.v) benzemiyoruz. Biz kime benziyorsak onlarla haşrolunacağız. Düşünelim! Biz kime benziyoruz?

Müslümanca olmayan hayatlarımızda Müslüman edebiyatı yapıyoruz. En yakınlarımız bile Müslümanca bir hayat yaşamamıza engel oluyorlar. Hesabını veremeyeceğimiz hayatlar yaşıyoruz. Hesabını veremeyeceğimiz hayatlar yaşamaya mecbur bırakılıyoruz.

Böyle anlarda, yani bunları düşündüğüm zamanlarda korkumla umudumu yan yana son sürat koşan iki ata benzetiyorum. Tam korkum umudumu geçti diyorum. ‘Eyvah!’ diyorum. Umut geride kalırsa her şey geride kalır. Her şey tükenir. Yok olur…

Sonra bakıyorum ki ben bunları düşünürken umudum çoktan şahlanmış. Korkumu geride bırakmayı başarmış. Ben hala nefes aldığımı, hala hayatta olduğumu hatırlamışım.

Ve aldığım her nefesin imtihan olduğunu…

Kaybetmekten korktuğum bir sınav bu. Ama gücüm umudumdan. Gücüm maksudumun yalnızca O(c.c) olmasından. Gücüm yalnızca rızaya ulaşma umudumdan… Soruların bilmediğim yerden gelmesine rağmen… Yorgun, fakat ümitvarım.

Aklımdan, anımdan hiç çıkmaması gereken (s.a.v) Efendim’i anımsıyorum. Diyor ki: ‘’Bilseler yapmazlardı.’’

Bilsek, yapmayız. Affet.

Bulsak, yapmayız. Affet.

Olsak, yapmayız. Affet.

‘’Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.’’ (Hud Suresi/112. Ayet-i Kerime) ayeti saçlarımızı ağartmadığı için, affet…

İşittiğimiz halde itaat etmediğimiz için (Bakara Suresi / 256. Ayet-i Kerime) affet…

Hepimiz için duam; Allah(c.c) unuttuğumuzu hatırlatmadan hiç birimize son nefesi nasip etmesin. Çünkü öbür taraf hatırlamak için çok geç…

‘’Ey iman edenler! İman edin.’’ (Nisa Suresi / 136. Ayet-i Kerime) ayetini bütün varlığımızla hissedip yaşamayı Rabbim hepimize nasip etsin.

Unuttuğumuzu hatırlayıp bağışlanmak duası ile kalplerinizi kalbimle birlikte emanetleri zayi etmeyen Allah(c.c) emanet ediyorum. Geceniz hayr, sabahınız umut, umudunuz sonsuz olsun…

Etiketler
Umut Bakara hud nisa affet hatırla imanet bil bul ol

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap