Hz. Nuh (a.s.)
- İbrahim Kişeçok
- 27 Ekim 2018 - 11:06
- 5 dk okuma süresi
- -
- 0
“Neciyullah” [1]
“Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.”[2]
“Ulül’azm” peygamberlerin ilki olan Hz.Nuh (a.s.), Kabil’in başlattığı akımın çok güçlü olduğu ve her tarafa yayıldığı bir dönemde gönderildi. İnsanlar öyle bir hale gelmişlerdi ki kendilerine söylenen hiçbir şeyi dinlemiyorlardı. Hz. İdris (a.s.) zamanında da putperestlik hızla yayılıyordu ama bu artık öyle bir hal almıştı ki artık neredeyse Allah’a (c.c.) inanan hiç kimse kalmamıştı.
Hz. Nuh (a.s.), kavmine yakında gelecek bir azaptan bahsederek Allah’a (c.c.) iman edip kurtulmalarını tebliğ ediyordu. Onlara: “…Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım.”[4] dedi. Fakat kavmi, Hz. Nuh’u (a.s.) yalancılıkla ve sapkınlık içinde olmakla suçladı. Halk, putperest liderlerinin dediklerinden başka bir şeyi kabul etmiyordu. Onlar kabul etmiyorlardı ama Hz. Nuh (a.s.) hiç durmadan tebliğe devam ediyordu. İnsanların kalpleri mühürlenmiş gibiydi.
Kendilerinden hiçbir mal ve ücret istemeyip, Allah’a (c.c.) ibadet etmelerini ve sonunda kurtuluşa erenlerden olacaklarını söylemesine rağmen, onlar sapıtmış liderlerinin peşinden gitmekten vazgeçmiyorlardı. Liderleri neye inanıyorsa onlarda o, mal ve zevk düşkünü putperest liderlerini tatbik ediyorlardı. Başka hiçbir yolu kabul etmiyoruz diyorlardı.
Evet, Hz. Nuh’un (a.s.) kavmi bir türlü iman etmiyordu. Kendilerine söylenenleri dinlememekle kalmıyor, Allah’ın (c.c.) peygamberine hem dilleriyle hem de güç kullanıp saldırmalarıyla hakaretler ediyorlardı. Ama sabır timsali Hz.Nuh(a.s.) : “Allah’ım kavmimi bağışla, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”[5] diyordu.
İnsanlar şeytani bir davranış olan kibirlenmeyi bırakmıyorlardı. Halkın zengin ve güçlü olanları, zayıf olan kesimi küçük görüyor, onlara değer vermiyorlardı.
Hz. Nuh(a.s.), kendisine vahyedilen her şeyi yaptı ve tebliğ görevini kendisine yapılan hakaretlere rağmen yerine getirdi. Kavmi inanmaya tamamen kapandığı için onların helakını istedi. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçmektedir:
“Nûh dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.”[6]
“Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” [7]
Hz. Nuh’un (a.s.) tevhid davetine az bir kısım hariç, aralarında bir oğlunun ve bir eşinin de bulunduğu büyük bir kısmı iman etmedi. Allah-u Teâlâ (c.c.), Hz. Nuh’a (a.s.) artık kavminden o ana kadar iman edenlerin dışında hiç kimsenin iman etmeyeceklerini ve onların yaptıklarından dolayı üzülmemesi gerektiğini bildirdi. [8] Hz. Nuh’un (a.s.) “Pek yakında gelecek olan azaptan sakınmak için Allah’a (c.c.) iman edin!” dediği o azap artık çok yaklaşmıştı. Hz. Nuh’a (a.s.), iman edenlerin binip kurtulacağı gemiyi yapması emredildi.[9]
Ve büyük tufan gerçekleşti. İman edenler geminin içine bindiler ve kurtuluşa erenlerden oldular. Hz. Nuh’a (a.s.) inanmayıp onunla alay edenler ise yeryüzünü kaplayan bir sel ile helak oldular. Aralarında taptıkları beş put, Hz. Nuh’un (a.s.) bir eşi ve bir oğlu da bulunuyordu. Onlar kibirlerine yenik düşüp bir olan Allah’ı (c.c.) inkâr ettiler. Peygamber yakınları olmalarına rağmen kurtulamadılar ve kâfirlerden oldular. Böylece ilk defa bir kavim helak oldu. Kim bilir peygamberlerimiz kavimleri helak olunca ne kadar üzülmüşlerdir. Onlar kavimlerine o kadar düşkünlerdi ki duaları hep: “Allah’ım seni bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı.” olmuştu. Ama her şeye rağmen onlar inanmamakta ısrar ediyorlardı. Böylelerinin sonları da hep helak olup cehenneme gitmek olmuştu.
Hz. Nuh’un (a.s.) gemisi altı ay su üzerinde dünyanın her tarafını dolaştı. Daha sonra Cûdi Dağı’na ulaştılar ve orada adeta hayat yeniden başlamış oldu.
HZ. NÛH (A.S.) İLE İLGİLİ BAZI AYETLER:
And olsun, biz Nuh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” (Hud: 25) Dediler ki: “Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” [10] Nuh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” [11]
Nuh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.” [12]
Nuh dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.” [13]
Nuh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” [14]
Nuh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.” [15]
Bunun üzerine Nuh’a “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nuh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.” [16]
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. [17] O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.[18]
Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.”
Allah, “Ey Nûh! O asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim.” dedi.
[1] Hep Allah-u Teâlâ (c.c.) ile meşgul olan, ilahi feyizlerle sevinç bulan kimse demektir.
[2] A’râf: 64
[3] Nuh: 1 “Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik.”
[4] A’râf: 59
[5] Ahmed bin Hanbel: ez-zühd: s.87
[6] Nuh: 21
[7] Nuh: 26
[8] Bkz: Hûd: 36
[9] Taberi tarih: c.1- s.90,91
[10] Hud: 32
[11] Hud: 33
[12] Nuh: 5
[13] Nuh: 21
[14] Nuh: 26
[15] Hud: 36
[16] Mü’minun: 27
[17] Hud: 42
[18] Hud: 43
Yorumlar