Fikir Düşünce
İlim Bilim
Bahis
Çaba
Durum
İmkan
Temin
İbni Haldun’dan
- Fatma Nur Kayıkçı
- 29 Mayıs 2016 - 00:36
- 4 dk okuma süresi
- -
- 0
İbni Haldun /Mukaddime/ 5. Bölüm/GEÇİME VE ONUN KAZANÇ VE SANATLAR BİÇİMİNDEKİ ÇEŞİTLERiNE VE BÜTÜN BU HUSUSLARA ARIZ OLAN HALLERE DAİRDİR.
- Rızk ve kesbin hakikatine, bunların açıklanmasına ve kesbin, insan emeğinin kıymetinden ibaret olduğuna dair bilmek gerekir ki insan, hayatındaki bütün hal ve tavırlarında (doğma ve) yetişme çağından erginlik çağına ve ihtiyarlığa kadar kendisi için gıda ve nafaka olacak şeylere tabiatı icabı ihtiyaç duyar. “Ve Allah zengindir, siz ise fakirsiniz” (Muhammed 47/38, Ondan başka her şey fakr ve ihtiyaç içindedir). Şam yüce olan Allah, alemde var olan şeylerin tümünü insan için yaratmış ve bunları, birçok ayette insan için minnet vesilesi yapmıştır. Kitabında buyurur ki; “(Allah kendi) tarafından (bir lütuf olmak üzere) semalarda ve yerde olan her şeyi size musahhar, (emrinize müheyya ve istifadenize amade) kıldı (Casiye, 45/13), “Güneşi ve ayı sizin için musahhar kıldı.” (İbrahim, 14/33; Enbiya, 21129), “Denizi size musahhar kıldı.” (Casiye, 45/12), “Gemiyi size musahhar kıldı.” (İbrahim, 14/32), “Sığırları ve davarları size musahhar kıldı.” (Nahl, 16/5-8; Yasin, 36/71, 73). (Aynı hususun) şahidi ve delili olmak üzere Kur’an’da bir çok ayetler daha vardır. İnsan, elini (ve gücünü) Allah’ın onu istihlaf etmesi (bk. 6/165) sebebiyle aleme ve orada bulunan şeylerin üzerine yaymıştır(ve onlar üzerinde hakimiyet kurmuştur.). Bütün insanların elleri (var olan şeyleri elde etmek için yeryüzüne ve oradaki eşyaya) yayılmıştır. Bu hususta bütün insanlar müşterektir. (Bütün beşeri kuvvet ve imkanlar aynı durumdadır). Belli bir kişinin eli (ve mülkiyeti) altına giren bir şey artık diğerinin eline geçmez, onu ancak bir bedel karşılığı elde edebilir. Şimdi kendine hakim olma durumuna gelen ve (küçüklükten ileri gelen) zayıflık safhasını geçen bir kimse, kazanç, (kar ve fayda) elde etmek için çabalar. Maksadı ise Allah’ın kendisine ihsan ettiği malları (Taliik, 65/7), bunların bedellerini ödeyerek mutad ve zaruri ihtiyaçlarını temin etmek için harcar. Yüce Allah, “Allah indinde rızk talep ediniz.” (Ankebut, 29/1 7) buyurmuştur.
- (Kazanç peşinde olan) bir kimse için, bu durum, çaba harcamadan da elverebilir. Mesela ekin için yağmur ve benzeri hallerde bu durum vardır (Emek harcamadan tarla sulanmış ve bol mahsul alınmış olabilir). Fakat bu durum sadece belli (ve sınırlı) olarak bahis konusu olur. İlerde görüleceği gibi bu durum (ve tabii imkanlar)la birlikte insanın mutlaka çaba harcaması icap eder. Şimdi bahis konusu kazançlar, şayet zaruret ve ihtiyaç kadar olursa, buna “meaş” (maişet, geçim) denir. Bu miktardan fazla olursa, o vakit de “servet ve sermaye” (müterakim mal) adını alır. Sonra söz konusu hasılatın ve biriktirilmiş malın menfaati şayet insana ait olup çıkarlarında ve ihtiyaçlarında harcamak suretiyle bunun semeresi onun için husule gelirse, buna; “rızk” (nasip, kısmet, sustenance) adı verilir. Hz. Peygamber (s.a.), “Malından sana ait olan sadece yiyip de tükettiğin, giyip de eskittiğin ve tasadduk edip de (ahirete) gönderdiğindir.” buyurmuşlardır. (Müslim, Zühd 3, Tirmizi, Zühd 31, Nesai, Vesaya 1) O halde rızk fiilen kullanılan, faydalanılan ve istihlak edilen maldır).
- Şayet bir insan (sözkonusu kazanılmış ve biriktirilmiş maldan), kendisiyle ilgili maslahatların ve ihtiyaçların hiç birinde faydalanmazsa bu durumda sahibine nazaran bu mala “rızk’ ismi verilemez; insanın çabası ve gücü ile mülkiyetine sahip olduğu (ama fiilen istifade etmediği) mal “kesb” (kazanç, projit) adını alır. Buna misal mirastır. Ölene nisbetle mirasa “kesb” ismi verilir ama “rızk” adı verilemez. Çünkü ölen (muris) bundan (fiilen) faydalanmamıştır; faydalanmaları halinde, varisine nazaran o mala “rızk” adı verilir.
- Ehl-i sünnete göre rızk denilen şeyin hakikati ve mahiyeti işte budur. Mutezile’ye göre bir şeyin rızk ismini alabilmesi için meşru surette ona mutik olmak şarttır. Onlara göre temellük edilmeyen şeylere rızk ismi verilemez. Böylece gasb edilen (haksız kazançların) ve haram olan şeylerin tümünü Mutezile, rızk kavramının dışında tutmuştur. Halbuki gasp edene de zalime de mümine de kafire de rızk veren Allah Teala’dır. O, rahmetini ve hidayetini dilediğine tahsis eder. Mutezilenin bu hususta (görüşlerini dayandırdığı) birtakım delilleri vardır. Onları genişçe anlatmanın yeri burası değildir.
- Bilinmelidir ki kesb (ve kazanç}, sadece bir şeyi edinmek ve elde etmek (iktina, tahsil) için gayret ve kasd etmek suretiyle vücuda gelir. Şu halde, ele alınınası ve usulüne göre istenmesi şeklinde de olsa rızkta sa’y ve amel şarttır. Hakk TalHa, “Rızkı Allah’tan isteyiniz” (Ankebut, 29/17), buyurmuştur. (Ele alma ve taleb de bir nevi çalışınaktır). Rızk için gayret sarf etmek sadece Allah’ın ilham etmesi ve kudret vermesiyle olur. O halde, (rızkla ilgili) her şey Allah’tandır. Fakat kazanılan her mal ve edinilen her servet için beşeri amel (ve iş) de şarttır. Zira eğer (kazancın ve servetin kaynağı), sanatlarda olduğu gibi bizzat amelin (ve emeğin) kendisi ise, açıktır (ki bu sanatları elde etmek için amel ve emek sarf etmek zaruridir). Şayet (kazanç ve servet) hayvandan veya bitkilerden veya madenden edinilmiş ise, bu gibi şeyler için de ilerde görüleceği gibi yine beşeri amelin (ve emeğin) mevcudiyeti şarttır. Aksi takdirde bu gibi şeyler husule gelmez; onunla faydalanma durumu gerçekleşmez.
Yorumlar