Din

İbrahim’in (a.s.) Kuşları

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
İbrahim’in (a.s.) Kuşları

Hani İbrahim demişti ki: ‘’ Rabbim, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster!’’ O da, ‘’ Yoksa inanmadın mı? diye sordu.  Cevap verdi: ‘’ Hayır, fakat kalbim mutmain olsun diye.’’ O da, ‘’ O hâlde dört kuş al ve onları kendine alıştır;  bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal ve onları çağır; uçarak sana gelecekler:  İyi bil ki Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet edendir. (Bakara: 260)

Sekülerizmin, insanın doğal tabiatını yok etmede küresel bir saldırı aracına dönüştüğü böyle bir çağda insanın insan olarak kalabilmesi hayata, amelleri ve takvasıyla şahit olabilmesine bağlıdır. İnsanı cahili düzenlerin esaretinden kurtaracak yegâne yol İslam’ın inşa çalışmasına kendini muhafız olarak adayan yürek işçilerinin vakur duruşu olacaktır. Kendi değerlerine kültürel ve folklorik anlam veren kalabalıkların böyle bir saldırı karşısında dik durması hakikate çok uzak bir algıdır. Bütün hayatını ibadet aşkı ve zevkiyle yaşamayı arzu eden yürek erleri, yeryüzünü ne coğrafi ne de kalbi sınırlar tanımadan imar etmeye çalışırlar. Bu imar korosuna davet ettikleri sadece insanlar değil, yeryüzünün tüm diğer varlıkları dâhildir.

Evrensel değerlerin batı zihninin istikameti doğrultusunda yerelleştirildiği toplumlar, özgür düşünce ve yaşama dair alanlarını başkaları tarafından kullanıma müsait hale getirmişlerdir. Bu anlamda özellikle İslami toplumlar, hayata bakarken mutmainlikten uzak şüpheci bir imanı (!) yeryüzünün her tarafına hâkim kılmak isteyen sömürgeci bir aklı daha fazla önemser duruma getirilmiştir.

İslam; kaynaklarıyla birlikte bir dünya görüşünün temel kaynağı olarak alınabildiğinde insan elinin ulaşabildiği her yer hatta insan elinin ulaşamadığı yerler ise dua gibi bir dilden öte söylem ile felaha erecektir. İslami kimlikten başka bir üst kimliğe ihtiyacı olmayanların sahip olduğu ruhi zenginlikler yeryüzünün bütününü imar ve inşa edebilecek yeterliliktedir. Yol azığı vahiy olan biri için gözle görülen ve hissedilen bütün alanlarda görev vardır.

Zihni yorgunluklarıyla hayatını idame ettirmeye çalışan insan başkalarının belirleyeceği gündemlerle ömrünü geçirecektir. Bu haliyle vahyin ışığında değil, maddi kazanımlar alanında mutmain olmak isteyen insan manevi anlamda kendinden, maddi anlamda etrafından kayba uğramaktadır. Hem de bu öyle bir kayıp ki giderlerini büyük bir keyifle kendisi karşılayabilecek kadar tüketim çağının gönüllü militanıdır. Böyle bir yaşam algısı hiçbir zaman insanı mutmain olma noktasına taşımayacak bilakis iyice uzaklaştıracak, arkasından her uzaklaşma tutkuyu tutkular ise prangası kendinden esareti doğuracaktır.

İç huzuru yakalayamayan şüpheci bir anlayışın yolu her zaman çöle çıkacağı gibi, mücadeleleri de soğan ve sarımsak kavgasından başka bir şey olamayacaktır. ‘’Alayı illiyyini’’ hedeflemeyen bir yürüyüşün sonu ‘’esfeli safilin’’ olacaktır.  İç huzurunu yakalamayı hedeflemeyen düşünce hayatı hep kendine doğru yontmak şeklinde anlayacaktır. Bu şekilde bir algıya sahip olan birinin ahlakı, değil ki insan dışı varlıkların yaşam alanını imar etmek, diğer insanların bile yaşam değerlerini fesada uğratmayı görev addedecektir.

Zamanının öznesi olma özelliğini yitirmiş bir kimlik elbette zamanın nesnesi olmaya mahkûmdur. Alınıp satılabilir istenilen yöne kanalize edilebilir. Böyle bir zilletten Müslümanların beri olmalarının en mümkün yolu, vahye dayalı amel-i Salihlerini artırmaları olacaktır. Ameli salihler, zamanın çirkin işlerine karşı kalkandır.

 

Şeytan dört yönden saldırır. Bu dört yönlü saldırılara karşı dört yönlü salih ameller ile tedbir alınır. Bu ameller yeryüzünün imarından, zulümlerin ortadan kaldırılmasına kadar her alanı kapsamalıdır. Geçmişten geleceğe dikey bir iyileştirme hareketi başlatılabilmeli, anın içinde günü kapsayan doğudan batıya yatay bir iyileştirme hareketi ile de yaşanılan zaman dilimi ihya edilmeye çalışılmalıdır.

Modernizmin bunca müstevli tavrına karşı, salih amel kanallarımızdaki daralmayı ancak Kuran ve sünnet ile genişletebilir, açabiliriz. Bu minvalde yapılacak amellerin büyük işlerden olmasından ziyade Salih olmalarına önem ve özen göstermek Müslümanların görevi hükmündedir.

Biz Müslümanlar kendimizle yüzleşebilirsek, her yönden uçarak gelecek kuşlarımız (amellerimiz) olacak. Aslında “Ne yapabilirim?” diye avuntu sorulara ihtiyaç duymayacağımız kadar işimizin var olduğunu göreceğiz. Şunu belirtmekte fayda görüyorum ki bu gün İslam toplumları kendisiyle yüzleşmekten ziyade Escapist bir anlayışa doğru hızla yol almakta, belli gün ve ya gecelere ayarlanmış amellerle itminana ermeye çalışmaktadır. Böyle suni bir amel, ölü bir kuştan başka bir şey değildir. Hangi tepeden çağırsanız da size uçamayacak kadar özürlüdür.

Peygamber Efendimiz bu konuda bize en iyi örnektir. Sözün amelden daha fazla yer kapladığı günümüz ilişkilerinde, amellerin söz hakkının daha fazla verilmesi gerekmektedir. Peygamber Aleyhisselam, kuşu ölen bir çocuğa başsağlığına gitmişti. Yavrularını emziren köpeğin rahatsız edilmemesi için ordusuna emir vermiş ve hayvanın başına bir muhafız dikmişti. Savaşlarda asla ekinlere ve ağaçlara zarar verilmemesini emir buyurmuş, zulmün ve şirkin karşısında elinde kılıçla Bedir’de, Uhut’ ta, Hendek’te mücadele vermişti.

Bu örnekler daha fazla çoğaltılabilir. Bu örneklerden bizim öğrenmemiz gereken İbrahim’in kuşları gibi çağrıldığında dört bir yandan gelecek salih amel kazanımlarımız olmalıdır. Bu bir karıncanın boğulmaktan kurtarılması olabileceği gibi, mazlum ve mustazafların zalimlerin elinden kurtarılması da olabilir. Hakkın söylenmesi olabileceği gibi, batılın susturulması da olabilir. Yetim bir çocuğa bakmak olabileceği gibi harama bakmamak da olabilir. Aldatmamak olabileceği gibi aldanmamak da salih amellerdendir.

Allah bütün amelleri saklar, muhafaza eder. ‘’Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını yitirmez.’’ Hud: 115

 

‘’ Herkesin kuşunu kendi boynuna astık. ‘’ İsra suresi:13 Biz Müslümanların; yeryüzünün her tarafına bırakabileceğimiz salih amellerimiz olmalıdır. Bu İbrahimi (a.s.) bir yoldur.

 

Salih ameller Allah’ı zikirdir ve ‘’ Kalpler ancak Allah’ı zikirle mutmain olur.’’

Etiketler
Toplum İslam İbrahim Kuş Manevi

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap