İçimin Balıkları
- Feyza Nur Özçelik
- 19 Şubat 2017 - 23:15
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Sığamıyorum yere göğe!
İçimde biriktirdiklerimden engin deryalar kuruyorum kova kova su taşıyarak. Derya diyorum güneşin parıltısını dalgalarında kıran, limandan bakınca yosunları oynaşan, ufuklarında şehrin silueti oluşan.. Derya diyorum deniz peşinden geliyor. Sürüklüyor önüne kattığı kayıkları. Sandalları limanlara zincirliyor, geri dön diye bağırıyor su hışırtısı kulaklarımda. İçimin balıkları bir hışımla atıveriyor kendini suyun üstüne, kâh heyecandan kâh huzursuzluktan. Sanıyor ki gökler kucak açacak, toprağa düşse fidan verecek. Haberi yok ki ne yüzgeçten kanat olur ne pullarından tohum. Nereye gitse oraya ait olurum sanıyor sonra unutup hayalini baştan kuruyor, kısır döngüden hallice.
Birikiyor içinde sorunsuz günlerin ağır yükü. Sanmıyor kalanlardan kâr var bugününe yarına. Kuşkularını savuştururken derin bir nefes çekiyor ciğerlerine, suyun tuzunu yeniden fark ediyor. Sanmıyor olanlardan hayır var gerisine ilerisine. Ne oldum diye yutkunuveriyor. Göz kapaklarını ovuşturacak el bulamıyor, parmak arıyor. Günler günleri kovalayadursun habersizce tükeniveriyor suyun tuzu, gökyüzünün bulutu. Bir başına kalıveriyor bizim balık, pullarını dökmüş saçmış cömertçe her yüzüne gülene. Sizin için canım feda! Bugün olan ama yarın etrafında bulamayacağı yalanlara. Balık bu ne laf anlar hangi dili konuşurda bu kadar düşünecek yer bulur aklının yetmediği derin sularda.
Gün dönüyor geceye, rüzgarın uğultusu dinmiyor. İçimin balıkları sessiz kulakları bende. Ne söylesede unutsak dersinde. Dinmiyor rüzgar, balıklar dağılmıyor, gitmiyorlar bir yere. Su uyuyor, rüzgar diniyor. İçimin balıkları bitap düşüyor. Çocuklarını uyutup dünyasını kurtarmış mağrur annenin gururu düşüyor yüreğine. Su akıp gidiyor, balıklar yorgunluktan kımıldayamaz halde.
Yorumlar