Kafkas Kartalı- Şeyh Şamil
- Mehmet Akbulut
- 14 Mayıs 2016 - 15:52
- 5 dk okuma süresi
- -
- 0
Selamın aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühüBazı önderler vardır ki onları davasından ayrı düşünemeyiz. İsmini duyduğumuzda hiç bir teferruat değil önce davası ve bu davasına verdiği emek aklımıza gelir. Sanki dünya üzerine yaşamak için değil de bu davalarını yüceltmek ve yaşatmak için gelmiş önderler. Davasıyla doğup, onunla büyüyen ancak davasını da kendisini de ölümsüz yapmış liderler. İnsanlara ‘Dava nedir?’ ve ‘Nasıl davacı olunur?’u her şeyiyle göstermiş mücahidler. Zamanın ve mekânın sınırlayıcılığının nasıl kırılacağını çözmüş ölümsüzler. İşte bu davacıların en önemlilerinden biride Şeyh Şamil’dir. O bulunduğu toprakları ‘Burası İslam toprağıdır’ diyerek Kabe’yi savunur gibi savundu, Hak da onu kıyamete kadar, en sevgili kulu ve resulünün yanında uyuma şerefine erdirdi.İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlk eğitimini dayısından aldıktan sonra arkadaşı Molla Muhammed ile Harakinili Said ve bir Nakşibendî şeyhi olan Cemâleddin Gazi-Kumuki’den ilim tahsil ettiler.20’li yaşlarında tekrar kafkasyaya döndüler ve o an için lidersiz olan Kafkasya direnişine katıldılar.Bir kaç yıl sonra Molla Muhammed direnişin lideri seçildi.1932’de yapılan bir savaşta Molla Muhammed şehid oldu.Şeyh Şamil’de ağır yaralandı.Bu savaştan sonra ruslar direnişin son bulacağını düşünmüşlerdi ama liderliğe Hamza Bey’in seçilmesiyle direniş tekrar başladı.1934 yılında bir suikast sonucu Hamza Bey’de şehit olunca liderliğe Şeyh Şamil geldi.Lider olduktan sonra ilk işi Hunzak adlı şehir üzerine yürüyerek onu almak oldu.Böylece Avaristan’ın tamamı onun egemenliği altına girdi.Bölgede ki otoritesini ve varlığını sağlamlaştırmak isteyen Şeyh Şamil Çeçenistan’da önemli bir güç haline dönüşen Hacı Taşov ve Kibid Muhammed ile anlaşmalar yaparak Çeçenistan ve Dağıstan’da ki hakimiyetini sağlamlaştırdı.Elbette ki müslümanlar birleşmeye başlarda küfür boş durur mu?Ruslar da kendilerine sadık olan ve müslüman bir alim olan Kazanlı Taceddin Efendi’yi bölgeye gönderdiler.Ancak halk onu burada istemedi ve Rusların bu girişimi başarısız kaldı.Bu başarısızlıktan sonra Ruslar büyük bir saldırıyla Şeyh Şamil’i ortadan kaldırıp Kafkas direnişine büyük bir darbe vurmak için 1837’de sefere çıktılar.Bölgede ki bir çok şehri aldıktan sonra Şeyh Şamil’i Tilitl şehrinde bir ay kadar kuşatma altında tuttular ve Şeyh Şamil ateşkes istemek zorunda kaldı.Bu sırada kendisiyle görüşmek isteyen Rus çarını reddedip hiç bir şekilde onun hakimiyetini tanımayacağını söyledi.Bu ateşkesten sonra 1838 yılı kısmen sakin geçti.1839 yılında General Grabbe Hacı Taşov’u ve Şeyh Şamil’i ortadan kaldırmak için 30.000 kişilik bir orduyla sefere çıktı.Rusları durduramayan Şeyh Şamil Ahulgoh’a çekildi.13.000 kişilik Rus ordusu şehri kuşattı.Bu kalabalık orduya karşılık Şeyh Şamil’in sadece 1.000’i savaşçı kalanı da kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan toplam 4.000 insanı vardı.Şeyh Şamil Ateşkes istemek zorunda kaldı.General Grabbe ateşkes için Şeyh Şamil’in oğlunun esir verilmesi, şehrin ve silahların teslim edilmesi gibi şartlar öne sürdü.Dört gün süren çalışmalar sonunda Şeyh şamil şartları reddetti.80 gün süren çarpışmalardan sonra Ruslar şehri aldılarsa da çok büyük kayıplar verdiler.Şeyh Şamil yedi adamı ile kurtularak İçkeri şehrine gitti.Kendisinin verdiği kararlara tam itaat kaydıyla İçkeri’nin yönetimini kabul etti.Ve Çeçenistan’ı dört naibi arasında paylaştırdı.Naibleri Grozni’ye kendiside İşkarti’ye sefer düzenledi ve Rusları ağır bir yenilgiye uğrattı.Bölgede ki bazı hanları da kendi yanına çeken Şamil 1841 yılını hazırlıklarla geçirdi.1842 yılında naibleri Avaristan’a kendiside Dağıstan’a girdi.Bu gelişmeler sonucunda Şeyh Şamil Çeçenistan ve Dağıstan’ın tek hakimi oldu.General Grabbe’nin bu kayıpları geri alabilmek için 10.000 kişilik bir orduyla yaptığı savaşları kaybetmesi hem Şeyh Şamil’in Kafkasya’da ki otoritesi sağlamlaştırdı hem de Grabbe’nin görevden alınmasına sebep oldu.1843 eylülünde ise bir günde 70 km yol katederek Avaristan’da ki bütün Rus kalelerinin hakimi oldu.Bu başarısızlıklardan sonra Rus Kafkas Orduları Başkomutanı General Neidhardt’ın yerine General Gurko getirildi.Gurko da aldığı maddi ve askeri desteğe rağmen yenilgileri durduramayınca yerine Prens Vorontsov getirildi.Prens 21.000 asker, 42 top ve bir roket bataryasıyla seferine başladı.Ruslara karşı duramayacağını anlayan Şeyh Şamil Dargiye şehrini terketti ve Ruslara ani baskınlar yapmaya karar verdi.Bu ani saldırıların birinde miücahidler üç general, 195 subay ve 3000’den fazla askeri öldürdüler.Şeyh Şamil 1846 yılında 14.000 asker ve 8 topla Şali üzerine yürümeye başladı ancak rusların gelmekte olduğunu haber alınca geri dönmek zorunda kaldı.Gerdebil önlerinde bir hafta süren kahramanca bir direnişin ardından Prens Vorontsov emrinde ki rus ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.Ruslar bu yenilgiden sonra 1853 yılına kadar önemli ölçüde bir saldırı yapamadılar.Ancak Şeyh Şamil boş durmadı.Olası bir Osmanlı Rus savaşı ihtimaline karşılık Dağıstanda ki Rus askeri yığınaklarına saldırılar düzenledi.Ancak bu sessiz sakin geçen yıllar son saldırının habercisiydi.1857 yılında 8.500, 1.400 süvari ve 10 toptan oluşan birlik Dağıstan’a girdi ve bir çok Çeçen topluluğu teslim aldı.Şeyh Şamil yine de savunmadaydı.Ailesi ve 400 müridiyle Gunib’e çekildi.70.000 kişilik Rus ordusu Gunib’i kuşatınca önce savaşarak ölmeyi düşünse de oğullarının telkinleriyle ve yanındakilerin selameti için 6 Eylül 1859’da teslim oldu.Ruslar Uzun yıllardır direnişini kırmaya çalıştıkları bu adama hayran bir şekilde davrandılar.10 sene çeşitli şehirlerde esaret yaşayan Şeyh Şamil 1869 yılında hacca gitmek maksadıyla İstanbul’a geldi.İstanbul’da sadrazam, dahiliye nazırı ve sonunda Sultan Abdulaziz ile görüştü.Yedi ay İstanbul’da kaldı ve aile bireylerine maaş bağlanıldı.Hacc’dan döndükten sonra kalması için bir konak ayarlandı.15 Ocak 1870’de padişahla vedalaşıp, 25 Ocak’da İstanbul’dan ayrıldı.Hac vazifesini bitirdikten sonra 1871’de Medine’de Hakk’ın rahmetine yürüdü.Şeyh Şamil’in Allah yoluna bu yılmak bilmez, kişilere bakmaksızın her ne görev olursa yapan, asla düşmanın çokluğundan korkmayan bu cihadı İslam dünyasında ki bütün mücahidler arsında imrenilecek bir cihad oldu, oluyor, kıyamete kadar da olacak.Onun bu azmini duyanlar onu görmeden gıpta ederdi, severdi.Öyle ki rivayetlere göre Şamil’in Kabe’de olduğunu gören halk onu görmek istemiş, bundan dolayı izdiham tehlikesi olmuştu.Mekke’nin hükümet makamları da onun Kabe’nin üzerine çıkmasını uygun görmüşlerdi.Şeyh Şamil Kabe’nin üzerine çıkıp halkı selamlamıştır.Şeyh Şamil ömrü boyu kalbinde Allah’ı taşıyıp onun adını bulunduğu coğrafyada yayıp diri tutmaya çalıştı.Allah da onu alemlere rahmet olan Muhammed’in (SAV) yanındayken yanına aldı.Şeyh Şamil’in ölümü onun dizleri dibinde olmuş,inşaallah ahirette dirilmesi de onun sancağı dibinde olur.
Allah hepimize Şamil inancı, cesareti, yaşamı ve ölümü nasip etsin.
Yorumlar