Kalıyoruz Öyle…
- Kadir Şahin
- 7 Temmuz 2016 - 08:47
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Adımız her ne kadar başkaları tarafından konulmuş olsa da gayet hoş bir vasıflandırmaya sahibiz. Muhafazakâr gençler diyorlar bize. Muhafazakâr: prensip sahibi, ideali olan, geçmişine sövmeyen, geçmişten gelecek için dersler çıkaran, adaletsizliğe dayanamayan, boynunun kesilmesine razı ama tasmalı dolaşmayı dünyanın en büyük ayıbı sayan, saygılı, efendi vesaire güzel özelliklere sahip demek oluyor. Bu güzelliğin ötesinde biz bu isme layık olabiliyor muyuz? Yaşatabiliyor muyuz onu? Sineği mi? Arısı mıyız bu vasfın? Önemli olan, ilgilenmemiz gereken konu bu. İşte bunları düşününce kalıyoruz öyle…
Muhafazakâr gençlik Cahit Zarifoğlu, İbrahim Tenekeci okuduğu kadar Nazım Hikmet okumalı. Nazım Hikmet ve Necip Fazıl kıyaslamalarından sıyrılmalı. Fayda gözetme mantığı içinde Sabahattin Ali de okumalı. Örnekleri uzatmak gereksiz olacak. Biz iyiden iyiyi almak, kötüden kötünün ne olduğunu öğrenmek için her şeyden haberdar olmak zorundayız. Zarif okumalar kadar hikmetli. Okumalarımızın olması kesinlikle gerekiyor. Neden mi? Bir yerde şarkılara eşlik ediyoruz, “seviyorum seni ekmeği tuza banar gibi” diye bağıra bağıra söylüyoruz. Biri çıkıp ne güzel yazmış değil mi Nazım Hikmet deyince, kalıyoruz öyle…
Muhafazakâr gençlik sadece kendi çevresinden insanlarla değil, her çevreden insanla oturup kalkma durumundalar. Çünkü insanlığın bu gençlerin samimiyetine ihtiyaçları ve açlığı var. İnsanlar cidden çok yalnızlar. Kendilerine çıkarsızca tebessüm edecek bir genç, onlar için kaşıkçı elması gibi. Muhafazakâr gençler korkularından sıyrılmalı, üstlerinden ölü toprağını atmalılar. Özgüven içerisinde tevazularını muhafaza ederek insanlara ulaşmalılar. Bunun yanında önyargılarından bir daha buluşmamak üzere ayrılmalılar. Eski bir anıyı zikretmek isterim; Bir zamanlar kutlu doğum münasebeti ile gül dağıtan arkadaşlar, karşıdan gelen kadınlara giyimlerinden dolayı pas vermemeyi eğer yanlarına giderlerse tersleneceklerini düşünmüşlerdi. O kadınlardan ikisi gençlerin yanına gelip: Aaa kutlu doğum için mi dağıtıyorsunuz bu gülleri? Ne güzel. Efendimiz için değil mi? Diyerek gözleri dolarak gül talep etmişlerdi. Şaşırmışlardı gençler. Şok olmuşlardı. Onlardan biri bendim. İşte önyargılı olduğumuz için kalıyoruz öyle…
Muhafazakâr gençlik elbette her şeyden haberdar olmalı fakat bu bilme bir bilmişliğe dönüşmemeli. Şeytandan Allah’a çokça sığınan bizler bu fenalıktan da Allah’a sığınmalıyız. Tartışmalarımız karşıdakini alt etmek için değil. Allah için olmalı. Ebu Hanife gibi kazanınca üzülmeli, bir şey öğrenmiş olamamaktan kendini kaybetmiş hissetmeli. Enaniyet Müslüman adama gerçekten yakışmıyor. Hem kendimiz için bu konu hususunda dua etmeli hem de Müslüman kardeşlerimiz için dua etmeliyiz. Allah namına hiçbir iş yapmamış olmasına rağmen tevazu kanatlarını yerlere indirmiş insanlar görünce; ya hu bunlar mı hayırlı? Yoksa sözde Allah namına iş yapan ama kibirden kendini alamayan kardeşlerimiz mi? (!)diye düşünüyoruz. Kalıyoruz öyle…
Muhafazakâr gençlik Kuran’ı çokça okumalı, hadis okumalı, fıkıh okumalı, güzel sesi olmasa da güzel makamlardan haberdar olmalı. Daha sonra muhafazakâr gençlik balığın hangisinin hangi mevsimde güzel olduğunu bilmeli. Et nerde yenir bilmeli. Münir Nurettin, Perihan Sözeri kim, bilmeli. Kaldığı beldenin en güzel manzaralı yeri neresi bilmeli. Göğü sevmeli muhafazakâr genç. Kültüründen bîhaber olmamalı, Müslüman kardeşine karşı kendini her daim pürkusur görmeli. Daha çok anlatılacak şey var ama muhafazakâr genç düşünce aşığı olmalı. Yollar bulmalı, kendini bulmalı. Bu dini temsil görevi muhafazakâr gençliğinse eğer. Muhafazaya kendinden başlayarak tüm evreni muhafazayı hesaba katmalı. Dertli olmalı muhafazakâr gençlik. Şunun ıstırabını yaşamalı: İnsanlık kalmasın böyle…
Etiketler
Yazar Hakkında
Kadir Şahin
fani adamın biri
Yorumlar