Öykü

Karadeniz Kadını

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 10
Karadeniz Kadını

Sabahın beşinde evde bir tıkırtı... Annem yine erkenden uyanmış, sıcak ekmeği hazırlamış,tereyağını büyük sahana koymuş, kuzinede fokurdayan çayı da alıp masaya götürüyor.

Çocukluğumuzdan beri değişmeyen görüntüdür bu bizim evde.
Hani Peyami Safa'nın bi kitabında:
"...Bizim sofa konuşur bazen..." diye geçen bi paragraf vardı ya, işte bizim de mutfak konuşurdu. Hem de sabah namazı için abdest almaya kalkan annemin merdivendeki tıkırtılarıyla başlayıp, akşamki son çay bardağının yıkanma vaktine dek. Yalnız bu vakte kadar herkes uykusunu bir şekilde alırdı da annem hiç uyumaz, hiç de boş durmazdı.

Biz okul için evden çıkınca annem  de evi düzenler, ahırdaki bir inekle bir buzağımızın işini görmeye giderdi. Onların işini de bitirince çay toplamaya çay bahçesine giderdi. Sırtında sepeti elinde çay makasıyla... Öyle kolay bir iş de değildi bu çay işi. Sabahın erken saatinde başlanır, akşam ezanı okunana dek devam ederdi. Yağmurlu havada yağmuru, güneşli havada güneşi, rüzgarlı havada da rüzgarı hissederdi kemiklerinde. Topladığı çayın sefasını sürebileceği bir an olsun diyerek, ince bellide az demli bi çay koyardık önüne. Onu da yarıya içer yarıya bırakırdı uykum kaçmasın diyerek. Biz o uykunun kaçtığına da annemde çok kaldığına da hiç şahit olmadık. Yatsı namazıyla günü bitirip sabah ezanıyla başlatırdı.

Zayıf, orta boylu, zamanında teşhisi konabilseydi hiperaktif denecek kadar çok hareketli, çok ama çok neşeli, hayat dolu, çözüm odaklı, azimli  tipik bir Karadeniz kadınıydı.

Annemi çalışırken görenler;

"Yeter; bırak artık, yedekte bi canın daha mı var?" derlerdi.

Adı da Yeter idi. Adının aksine annem, hiçbir şeye isyan da etmedi. Adının yetmekten türeyen kısmına odaklandı. Her şeye yetmeye çalıştı elinden geldiğince. Akşamları da kuş misali olduğu yerde uyuyup kalırdı bedeni. Annem sofrada ne yedi, ne içti anlamazdık. İki lokmayla açlığını geçiştirip, kendini güya izlemek için uzandığı televizyon karşısındaki koltuğa bırakırdı. Dedim ya hayat doluydu diye. Sevdiği, sözümona sıkı takip ettiği dizileri vardı.

Süper Baba, Küçük Besleme, Baba Evi, Mahallenin Muhtarları gibi. Döneminin en çok izlenen, en çok konuşulan dizileri. Ama annem ne kadarını izlerdi orası muamma. Kahvaltı sofrasında diziden özet geçerdik anneme. Biz anlatırken, annem de izliyormuş gibi de heyecanlanırdı. Herşeyle yakından ilgiliydi. Derslerimizden aldığımız puanları anlamadığını farketmiş birgün. Veli toplantısı çıkışı hızlıca eve gelip,

"Bizim zamanımızda birden beşe kadar puan vardı. Sizdeki bu yetmiş, seksen beş kaç demek? Yazın bi kağıda verin bana." dedi. Tek tek birden yüze kadar hangi not aralığına denk geliyor, annemin anlayacağı şekilde kaç puana karşılık geliyorsa yazıp verdik eline. Buzdolabının kapağına asmıştı o kağıdı. Her yazılı çıkışında annem notumuzu sorup kağıdına bakardı. İyi geçen sınavlardan sonra bu durum hoşumuza gitse de bazı günler bu kağıdı hazırlamakla iyi etmedik der, gülerdik.

Nasıl dayanıyor, nasıl yorulmuyor, nasıl bu kadar uykusuzca herşeye güç yettiriyor  ve de nasıl hasta olmuyor derdim. Sahi annem hasta olmuyor muydu? Yoksa hastalığı da işlerin peşinde koşturarak mı savuşturuyordu? Bazen düşünüyorum da niye bunlara o zamanlar hiç odaklanmamışım. Ama bunda annemin de payı vardı. Bize hep güçlü, dayanıklı, çalışan, üreten, hep enerjik tarafını aksettirmişti. Biz, yoruldum deyip geç kalkan anne halini hiç görmemiştik ki...

O zamanlar yazılılar, sözlüler, ard arda sınavlar derken  kendimi oldukça yoğun zannettiğim zamanlardaydım. Belki ben de bu nedenle annemi çok iyi dinleyememiş ve anlayamamışım. Fakat üzerinden epey sene  geçip, çoluğa çocuğa karışınca, yanımda yöremde de  bana yardımcı olacak bir akraba olmayınca cevapları bulmayı adım adım başarıyor gibiyim. Aslında annem çok yoruluyormuş ve çok da uykusuz kalıyormuş. Hatta belki de en çok anneler uykusuz kalıyormuş. Hasta da oluyormuş ama herkese bir dinlenme hakkı veren hastalık, annelerden bunu da esirgiyormuş...

Etiketler
karadeniz kadını çalışmak Karadeniz Çay çay bahçesi Hikaye

Yazar Hakkında

Hafizeby88

A.Ü_İşletme ve ikinci üniversite olarak A.Ü._Çocuk Gelişimi mezunuyum.Evli ve iki cocuk annesiyim.Evimden matematik branşında özel ders veriyorum. Çocuklar için önemli şahsiyetlerin tanıtılması adına hikâyeler yazıyorum. Okumayı ve yazmayı terapi gibi görenlerdenim...

Yorumlar

  • 10 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap