Fikir Düşünce Güncel

Karşının Umutsuzu

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Karşının Umutsuzu

Umut edebilmek önemli şeydir. Hiç bunu bir itham olarak algılamayın ama umutsuzsunuz kardeşim. Umut edebileceğiniz herhangi bir dal yok bulunduğunuz yerde. Bunu varsaymıyorum. Bunu biliyorum.Sürekli olarak felaketlere gebe bir ülkede yaşadığınızı ve hatta ele geçirilmiş, satılmakta olan bir ülkede yaşadığınızı düşündüren bir fanusun içindesiniz. Oy verseniz de değişmeyecek sizin için aslında vermesenizde ( içsel olarak). Çünkü, size megafonlarla seslenenlerin aslında bu ülke adına bir davalarının, bir gelecek inşası hayallerinin olmadığını ve zaten bir inşa kabiliyetlerinin de olmadığını siz de biliyorsunuz. Faaliyetlerinden gururlanabileceğiniz hiç kimsenin kalmadığı bir tuhaf alan içinde kalakalmış  durumdasınız.

Durun hemen ne münasebetlere sarılmayın.

Size sloganlar ve reddiyeler dağıtanların bunların yanında sunduğu bir reçete, bir gelecek hayali, bir çözüm önerisi yok. Var mı?Umut yok, arada bir oksijen pompalanan o fanusların içinde daha kötüsünden sakınma telaşından başka bir şey yok. Üstelik daha kötüsü nedir sorusunun bile net bir cevabı yok çünkü daha kötüsü sorusu kendi içinde bir muallak.Neyin daha kötüsü,  Erdoğan’ın başı çektiği bu yapı yönetime geldi geleli daha kötüsü, daha kötüsü, daha kötüsü senaryoları ve  satıldık satılıyoruz, kilit vuruyoruz söylemleri ülkeyi batırıp kaçacaklar söylemleri var. Peki, tırlarla içi boşaltılmış ve  asrın yolsuzluğu yapılmış bir memlekete benziyor mu misal Türkiye şu an. Yakın zaman içinde irili ufaklı ve en son büyük bir darbe girişimini atlatmış bir ülkede hangi rutinin temeli sallandı. Daha kötüsü neye göre geçmişe göre mi? Bir yazarkasa şovu ile dengesi kayan Türkiye’ye göre mi?

Umutsuzsunuz ve bu canınızı acıtıyor öfkenizi de size verilen adresten çıkarıyorsunuz. Oysa yanlış adrese taş atıyorsunuz. Hiç olmadığı kadar umutlu olan bir tablonun içinde sizlere kasten kara gözlükler dağıtıp o derin umutsuzluk kuyusuna çekenlere öfkeli olmalısınız. Size yanlızca istemezük dedirten ancak istemediğiniz şey olmadığında ne olacağını yerine ne konulacağını asla söyleyemeyen bir hoparlör var kulağınızın dibinde. Bir gelecek sunamıyor, tek büyük hedef durmak. Tek amaç durdurmak. Bu ancak korku veriyor ama umut vermiyor.

Umutsuzsunuz derken boş bir uzaktan görü değil söylediğim onu izah etmek istiyorum.İlk üniversite yıllarım. O zaman AK Parti çok daha genç tabi. Kandıra’dayım. Sabahlara kadar konuşurduk. Tabi hep muhalif hep ‘nasıl olur’cu biri konuşuyor o zaman. Demiştim ki arkadaşa, ‘insanlar en fazla oy verebiliyorlar ve hiçbir şey ellerinde değil, sonuçta işte seçim sonuçları açıklanıyor. Tatam her şey aynı. Artık bu döngüden çok sıkıldılar. Yeni bir parti; yeni bir söylem, yeni bir umut gibi geldi ondan bu kadar çok oy alıyor.’ Ve tabi hemen de eklemiştim. ‘ Ama öyle olmadığını er geç anlayacaklar.’ Çünkü o zaman ben de umutsuzdum. Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğim hep birileri tarafından çekilen filmleri izleyebileceğim bir ülkedeydim işte. Oydu olan. Şikayetçiydim ama değiştirmek kudretim yoktu.Aslında haklıydım. Umutsuzluğumun altını çizmiştim. Çünkü bir otomatik gibi oy veren sonra da aynı otomatiklikle evlerine dönen insanlardık işte. Bir heyecan yoktu. Çünkü olması beklenen birşey yoktu.Bunu kastediyorum. O fanus çok yok edici ve tüketici bir fanus. Ne zaman o fanusu kırdım o zaman seçim geceleri sabahlamaya başladım. Çünkü bir umut vardı. Hayal edilen şeyler. Bir mücadele olduğunu gördüm. Uğruna mücadele edilmediğini düşündüğüm ve aslında buna öfkeli olduğum şeyler için çalışıldığını gördüm. Dava kavramının içinin dolu olduğunu gördüm. Bunun nasıl bir iç dönüşüm olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu kadar insan hep kendi bakışına yanan umut ışığını gördüğü için burada. Ve ben cidden umutsuzluk, vizyonsuzluk kıskacında debelenen insanları gördükçe üzülüyorum.

Son olarak 15 Temmuz. O büyük eşik.

Abarttığımı ve takılı kaldığımı düşünen arkadaşlar var ne acı. Ama bunun da sebebi o umutsuzluk. O kendine konduramama hali. O, biz kim böylesi bir savaşı kazanmak kim düşüncesi. O aşağılık kompleksi.

Oysa en büyük umut eşiği o gece aşıldı. Zaten umutlu bir alan içinde olanlar dahi artı bir volkanın patladığını gördüler. Muazzam bir umut volkanı.

Çanakkale siperlerinde hayalet olarak dolandığı sanılan o büyük ruhun sağ olduğunu gördük. Dipdiri ve genç oluğunu gördük.

İnsanların nasıl bir anda ve nasıl gözünü kırpmadan yalın vücut savaştığını gördük. Bu bir belgesel gösterisi değildi. Bu bir geçmiş tarih kesiti değildi. Bu bizdik işte tarih yazılıyordu ve biz içindeydik.

O meydanlarda gecenin bir vakti zerre tedirgin olmadan bir arada nasıl durabildiğimizi gördük. Biririmizi gördük. Ve tanıştığımıza çok memnun olduk.

Biz birşeyleri engelleyebileceğimizi gördük. Allahın izni ile bize rağmen bu memlekete zarar veremeyeceklerini gösterdik ve gördük.

Satacak, kaçacak denilenlerin nasıl canlarını ortaya koyarak halkın önüne çıktığını ve halkla bereber bir ülkeyi nasıl ateşin içinden çekip çıkarığını gördük.

Bundan ala kaçma fırsatı ve de sebebi mi olurdu niyeti bozuk olan için. Bu da mı yetmedi güvenmeye. Bu da mı umut ekmedi içinize bir yere. Hala mı kırılmadı o fanus.

Umutlu olun. Allah doğru yolu sahipsiz bırakmayacaktır. Ve doğrusu hangisi çıkmazından hakikaten çıkası olana da muhakkak bir sinyal lambası yakacaktır. Yeter ki tasa edilenler konusunda samimiyet olsun. Yeter ki tasa hakikaten memleket tasası olsun.

Etiketler
Toplum Gündem Vatan 15 Temmuz Gelecek Umudu Memleket Tasası Vizyonsuz Muhaliflik

Yazar Hakkında

Esra Çakan

Laf söyleyen balkabağı

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap