Din Makale

Kuran'ı Anlamak İçin Hadis-i Şeriflere İhtiyaç Yok Mudur? (1)

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Kuran'ı Anlamak İçin Hadis-i Şeriflere İhtiyaç Yok Mudur? (1)

Birçok kişiyi rahatsız edeceğinden eminim bu başlığın. Ancak; bizler birileri rahatsız olacak diye veya birileri beğensin diye İslam’ı olduğundan farklı anlatacak değiliz. Bu dinin kural ve kaideleri vardır ve bu kuralları Allah ve Rasulü koyar. “Allah ve Rasülü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur! Her kim Allah ve Rasulü’ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur!” (Ahzab/36)

Bizlere sözün düşmediği dinimizde, (ki buna ihtiyaç yoktur) Rabbimiz Efendimiz’e (s.a.v.) söz hakkı vermiş ve bu dini kendisine indirip, kendisini alemlere rahmet olarak seçtiğini beyan ederek; ayrıca Hatem-i Enbiya olduğunu izah etmek sureti ile şereflendirerek, benzersiz ve erişilmez bir makam bahşetmiş, bu makamda dini yaşamanın ve yaşatmanın ancak kendisinin izah ve hüküm koyması ile mümkün olduğunu ferman buyurmuştur. Zira yerlerin ve göklerin mutlak hakimi Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: “Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.” ( Nahl /44)

Açık ve net olarak Kuran’ı bizlere açıklama işi Efendimiz’e (s.a.v.) verilmiş ve bu tebyin faaliyeti rabbimizin murakabesinde olmuştur. “Kuran apaçıktır” deyip peygambersiz bir İslam amacı güdenler bu ayet muvacehesinde bilmelidirler ki, “Kuran, Efendimiz ( sallallahu aleyhi vesellem ) ile apaçıktır!” Zira kapalı ve anlaşılmaz olan ayetleri Efendimiz açıklamıştır. Yukarıdaki ayette zaten açıklama görevi ile gönderildiğini rabbimiz ferman buyurmuştu. Peki bu yazımızda ve devamında zikredeceğimiz bir çok ayette, Allah açıkça peygamberin otoritesinden bahsederken, itaat ve ittibayı farz kılarken (ki Kuran’ın hiç bir yerinde Allah’a ittiba yoktur, Allah’a itaat, Rasulullah’a ittiba ve itaat vardır) “Birileri neden peygambersiz bir İslam algısına yönelik çalışıyor?” diye bir çoklarımızın aklına gelebilir. Zira bu çok önemli bir soru olup şiddetle cevaplanması gereken bir sorudur.

Öncelikle şu bilinmelidir ki; sahih hadis-i şerifler ile uydurmalar ulema nezdinde tefrik edildikten sonra, İslam ümmeti asla sahih hadisten şüphe etmemiş, asla tartışmaya açmamıştır. Efendimiz’den (sallallahu aleyhivesellem) bu güne kadar tartışmaya açılmamış, cüret edilmemiş bu mesele; oryantalizm ile tartışılması gereken bir konu haline gelmiş, hatta tartışmak belli bir yerden sonra popülerlik kazandırmış ve sanki tartışan allame-i cihan oluyormuş gibi bir algıya sebebiyet verilmiştir. Yüz binlerce halis alimin, müceddidin, meşayıhın, şühedanın, mücahidin geldiği ve müstesna örneklikler ortaya koyduğu tarihimizde, bu meselenin onların lisanında olmaması ve son dönem müsteşriklerin diline pelesenk olması, aslında meseleyi algılamak ve projeyi idrak etmek için kafidir. Ancak yine de açıklamak üzerimize vecibe olduğu için açıklayıp bu çirkin projeyi gözler önüne sermemiz icab etmektedir. Oryantalist veya diğer adı ile müsteşrikler Müslüman olmayıp İslam’ı (çok iyi derecede) bilen, araştıran ve iyi aldığı eğitim sayesinde bu mesele üzerine dikkatli(!) eserler yazarak dimağlara şekil vermeye azmeden kimselerdir. Bu kimseler kendi dinleri üzerinde sabit oldukları için en büyük amaçları, kendi dinlerinin üstünlüğü göstermek olup, bu alanda engel olan ne varsa buna dair engelleyici veya şüpheye düşürücü adımlar atmaktır. Meseleye bu zaviyeden bakıldığında bu, Müslümanlar için hiç şüphesiz imkansızdır. Zira Müslümanı Kuran’dan koparamazsınız veya Kuran’dan şüphe ettiremezsiniz! Bunu da çok iyi bilen oryantalist güruh Kuran’dan şüphe ettirmeye çalışmamıştır. Bilakis “KURAN BİZE YETER!” sloganına zemin teşkil eden girişimlerde bulunmak sureti ile Kuran’ı tek kaynak gösteriyormuş gibi yapıp, Kuran’ın dokunulmazlığının farkında olarak hadis-i şeriflere saldırmış, bunu yaparken ilmi plandaki dayanaklardan(!) bahsetmek sureti ile meşruiyet kazandırmaya çalışmışlardır. Bu furya öyle bir yayılım göstermiş ki; meseleye hakim olanlar art niyet sahibi ise bu yayılıma çanak tutmuş, samimi bir dava eri ise bu projenin çirkinliğini gözler önüne serme mücadelesi göstermiş, bilgisi az ise de “Bize kuran yeter” sloganının göz alıcı ve büyüleyici etkisi altında kalmıştır. Ancak meselenin arkaplanının “Kuran’a doğrudan saldıramadık bari dolaylı yoldan saldıralım, hedef oklarımızı hadislere yönlendirelim” düşüncesinden ibaret olduğunu bilmedikleri için halkımızın çoğu bundan etkilenmiştir. Biz biliyoruz ki onlar öğrendiği zaman asla alkış tutacak kimseler değillerdir.

Bu bölümde özetle Kuran ile birlikte sahih hadislerin önemini, Kuran’a direkt saldırmaktan çekinen güruhun önce dinimizin ana taşıyıcı sütunlarından diyebileceğimiz sahih hadisler ve sünnet değerlerine karşı başlattıkları saldırıları, son hedefin Kuran hakkında zihinlere kuşku salıp; asla sorgulanamaz, tartışılamaz çizgimiz olan Kuran’ı tartışmaya açmak için zemin hazırladıklarını, oryantalistlerin, müsteşriklerin zihin yapısını kısaca işledik. İnşaallah haftaya bu konumuzu biraz daha irdeleyeceğiz ve bunu müteakiben çalışmamızı derinleştirip istifadenize sunmaya gayret edeceğiz.

Hata ve kusurlar nefsimden, muvaffakiyet ise Allah’dandır (c.c.).

İlgili içerik:

https://efendidergi.com/kurani-anlamak-icin-hadis-i-seriflere-ihtiyac-yok-mudur-2/

Etiketler
Hadis-i Şerif efendi efendidergi Kuran ve sünnet sahih hadis oryantalistler müsteşrikler oryantalizm

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap