Ömürde Pişmiş Aş
- Derya Altınyurt
- 10 Kasım 2018 - 06:22
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Her insan kendi aşını pişirir ömründe. Her aş farklı, her tarif benzersizdir.
Hayatın bize bahşedildiği günden itibaren kader göz kırpar her birimize. Kazan kurulur ocak üstüne. Tarif hazırdır, bizi bekler altının ateşini yakalım diye. Kendi kazanımıza kendi tarifimizin malzemelerini atarız farkında bile olmadan. Altının ateşini harlı tutmak, arada karıştırmak, kıvamı ayarlamak hep bize düşer. Başlarda ne yapsak nafile. olmaz, tutmaz. Elimizin ayarı, ateşin harı, tadı, tuzu, tavı… Ah tecrübesizlik… Bu aşı pişirmek okumakla öğrenilmez -ki gözümüz hep tarifte- alaylı olmak lazım.
Olmadıkça baştan başlamak öğrenmenin en mükemmel yoludur elbet. O aşın başına neler gelir biz öğrenene kadar. Dibi tutar, taşar, yanar, akar, kokar… Ama gün gelir artık kazanın başında usta bir şef oluveririz. Çok uğraşmışız, çok yorulmuşuz, çok kere vazgeçmişiz. Her vazgeçiş bir kez daha başlamanın kapısını aralamış ve sonunda bu çetin ve pek zorlu görevi ifa etmişiz.
Bu kazandaki aş ne zaman pişer, ne vakit ocaktan alınır bilinmez. Ancak o zamana kadar ateşi harlamak, durmadan karıştırmak, içine iyilik, özveri, sabır, tevekkül, dua ve tövbe baharatlarını avucumuzun içinde harmanlayıp ekmek lazım.
Şimdi soruyorum kendime; kazandaki aş mı seni pişirmekte, sen mi onu diye. Baktığım zaman büyük resme, hamdım, pişiyorum ama yanmak nasip olur mu bu biçareye?
Etiketler
Yazar Hakkında
Derya Altınyurt
Kendini yazarak ifade edebilen, kalemine dost kağıdına yaren...
Yorumlar