Özetlenmiş Hobbit Reçetesi
- Esra Çakan
- 9 Haziran 2018 - 13:29
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
1. Egomuzu tatmin etmek uğruna yaptığımız şeyler ile ilgili "Acaba can yakıyor mu?" şeklinde meraklarımız olmalı. "Ben istiyorum." ,"Ben haklıyım." derken üstünde tepindiğimiz zemin canlı mı değil mi arada bir bakmakta fayda var. Tabi bu bakmak eylemini zemin tarafından çimdirilmeden yapmak da önemli.
2. Mutluluğun yalnız bir şeyler elde etmek değil; bazen de bir şeyler ikram etmek olduğunu idrak etmeliyiz. Gerçekten insan, feda ederek de mutlu olabiliyor.
3. Hayattan zevk almamız maddi varlığa değil; manevi huzura bağlı olmalı. Çok klasik bir formüldür fakat temel taş ağırlığındadır, es geçmemek lazım.
4. Kalp kırmaktan korkmalıyız. (Burada özellikle durulması ve sürekli kendi kalbimizin kırılmalarından, incinmelerinden bahsetmeye mola verip şöyle biraz gerilere, biraz karşılara bakılması tavsiye edilir. Belli mi olur? Belki de kendi attığımız cam parçaları yüzünden hasar görüyoruzdur. )
5. Yalnızca rahatlamayı değil arada rahatlatabilmeyi de düşünmeliyiz. Kendi rahatımıza ne olacağını düşünmeden.
6. "Bugün sana, yarın bana" zihniyetini terk etmeliyiz ve hazır bunu terk ediyorken şu kişisel ilişkiler arası stratejik hamleli iletişim tarzını da terk edersek bu alan pür-ü pak olur.
7. Mutlu olmalıyım faslından geçip mutlu da edebilmeliyim kısmına uğramalıyız. "Mutlu değilim, az evvel gibiydim sanki ama şu an ııh..." triplerinden çıkıp tıpkı madde dörtte olduğu gibi karşılara doğru da bakmayı denemekten bahsediyorum. Yoksa mutlu da mı olmayalım canım, olalım elbette.
8. Her insan, kendimiz için istediklerimizi kendisi için de istiyordur ve bunlara sahip olmayı en az bizim kadar da hak ediyordur. Bunu bir durup düşünmeliyiz. Bunu durup durup düşünmeliyiz, toplaşıp toplaşıp düşünmeliyiz. Tabi düşünürken aklımızda sürekli kendimiz için istediklerimiz olmayacak. Hani şu meşhur "Kendini al falancanın yerine koy, bir bak bakalım manzara nasıl?" tekniği.
9. Para atılmadan şeker vermeyen otomatik oyuncaklar gibi yaşamaktan vazgeçmeliyiz.
10. İnsanları yok sayarak şişirdiğimiz egomuzun sönebilen bir şey olduğunu unutmamalıyız. Şişik ego zarar. Obezite gibi düşünün az az tadalım; tadında bırakalım.
11. Belli şablonlarla dolanıp onlara uygun insan bulma çabasına girmektense direkt "merhaba" demeyi denemeliyiz. Çok güzel bir anahtardır, merhaba.
12. Kelimelerin alt metinlerini, satır aralarını göreceğiz diye heba olmamalıyız. Belki sadece ilk anlamıdır kastedilen. Paranoyaklığın lüzumu yok. Gıyaben kaştan, gözden, nefesten, cümleden nem kapmak; direkt sormaktan, konuşmaktan, yüz yüze iletişimden daha zor değil mi? Üşenmek bazen iyidir, üşenmeliyiz.
13. Bazen söylenemeyeni de anlamayı bilmeliyiz. Ya da söylenebilmesi için yol açmalıyız ki sürekli kopan yanlış anlaşılmalara gebe bir iletişimsizliğin ortasında kalmayalım.
14. Kusursuzluğun kul ile bağlantılı bir şey olmadığını aklımızdan çıkarmadan o kibir canavarının zincirlerini her daim sıkı tutarak yaşamaya gayret etmeliyiz.
15. Samimi olmalıyız. Nefretimizde, öfkemizde, sevgimizde, karmaşıklığımızda, kararsızlığımızda... Duruma göre şekil alan bir duygu dünyasını taşımak yorar. Bırakalım da insanlar bizi anlayabilsin. Bırakalım da hislerimiz özgürce dolaşabilsin. Arıza varsa tamir edelim ama "-mış gibi" suni hislerle dolaşmak ömre yük, çevreye yük.
16. Çocukların bizleri model alarak şekillendiğini unutmadan yaşamalıyız. Tabi miras olarak düzgün bir toplum bırakmak istiyorsak. Her münasebetsizliği yapıp çoluk çocuktan evliya olmalarını beklemek sonuç olarak anca beklemeyi doğurur.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar