Fikir Düşünce Toplum Aile

Özgürlüğün Zindanı: Korku

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Özgürlüğün Zindanı: Korku

Korkuyoruz!!! Eminim hepimizin yaşadığı bir duygudur. Korku aslında çok yanlış bir izlenime sahiptir. Korkmak vücudumuzun savunma sistemlerinden biridir. Terim olarak anlamı; bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz hisler anlamına gelse de asıl konumuz daha farklı, çoğu zaman halk arasında neden bizim insanımızdan  bilim adamı çıkmaz diye sözler duyarız değilmi ? Sadece bilim adamıyla iş bitse kolay her alanda büyük eksiklerimiz var. Tabii ki bunları saymaya kalkarsak belki onlarca sayfalık liste çıkar. Biz daha sonuç odaklı bakalım konuya, hem zaman kazanır hem de siz kıymetli okuyucularımızı bunaltmış olmayız. Aslında korku mutluluk , hüzün, öfke gibi temel duygularımızdan biridir. Korkmak insanoğlunun doğasında vardır. Peki bizler korkuyla ne zaman tanıştık ?

Simdi kısaca bakalım doğduğumuz andan itibaren genel olarak hangi korkuları tanımışız. İlk olarak tabii ki anne ve baba korkusu listemizin başında geliyor. Demek ki ilk korkuyu anne ve babamız sayesinde öğrendik. Evet devam edelim okul çağına geldik ve birden karşımıza okul korkusu geldi, aslında okul korkulması gereken bir kurum olmasa da çevremizdeki büyüklerimizin bizlere anlattığı hoş olmayan deneyimler, okulu bizlere bir korku evi gibi göstermeyi başardı. Bunu, yani okul korkusunu , eğer sert yapılı bir eğitici karşınızdaysa -ki benim öyleydi- öğretmen korkusu izledi. Artık eğitim hayatı geride kaldı ama korkular bitti mi ? Hayır biter mi hiç ? Doğal olarak iş korkusu sınav korkusu karşımıza çıktı. Tam bunlar da halloldu derken erkekler icin askerlik korkusu… Bitti mi? hayır evlilik korkusu,  çocuk korkusu, geçim korkusu, devlet korkusu izledi. Sürekli korkutulduk, aslında korkularımız korkmamız gereken şeyler değildi. Korkutulduk çünkü en kolay bu şekilde yönetilebiliyorduk. Korktuk çünkü bizlere korkmamamızı söyleyen kimse yoktu. Terim anlamı vücudun belirsizlik karşısında kimyasal tepkimesi olsa da, korkuyu bizler ruhumuzda taşıdık. Özgür değildik zaten kimse özgür olmamızı istemiyordu. Osmanlının asil evlatlarını başka türlü nasıl dizginleyeceklerdi ki? Hep bir kurtarıcı bekledik, korktuk biz başaramayız dedik. ABD, İRAN, RUSYA, ÇİN bunlara karşı nasıl mücadele ederiz, diye söylendik. Göklerden ebabillerin gelmesini bekledik, bekledik ve hâlâ bekliyoruz. Tarihimizi unuttuk, dinimizi unuttuk, ideallerimizi unuttuk, aşkımızı unuttuk… Belki bunları hatırlasaydık şuan olduğumuz kadar korkmazdık. Korku karanlık bir zindan ve içinde özgürlüğümüzle birlikte hayallerimiz de var. Korkmayın Çanakkale’de sehit olan dedelerimiz gibi, Tuna’dan geçit vermeyen Osman Paşa, Kostantiniyye’yi feth eden Fatih, korkusuzca haçlıların karşısına dikilen Alparslan gibi korkmayın! Devletimiz için, milletimiz için, bayrağımız için korkmayın!..

Korkularımızla büyüdük, onlarla yaşamayı öğrendik ama artık esareti terk edip korkusuz ve güçlü olmalıyız. İslam’ın son kalesi saçmalığına girmeyeceğim çünkü Kuranı kerimde onu biz indirdik ve yine biz koruyacağız diye hitap ediyor Rabb’imiz. Kur’an, İslam asla zillet altında olmadı ve olmayacak. Ancak bizler güçlü olmalıyız korkusuz olmalıyız ki dünyada Mazlumlar rahat bir nefes alsın, rahat uyusun, acı çekmesin… Ebabilleri beklemeyin, çünkü mazlumlar sizleri bekliyor…

Etiketler
Mazlum Özgürlük Ebabil Kuşları Korkularımız

Yazar Hakkında

Hilal-i Ahmer

Az okuyan, çok düşünen kimi zaman da yazan garip bir insan...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap