Rüyalarla Gerçekler Arasında
- Esma Güler
- 14 Mayıs 2016 - 16:13
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
İnsanın düşünmesi gereken bir şey aslında bir gün bu rüyadan nasıl uyanacağımız. Umutla mı korkuyla mı? Bilmemiz gereken rüyalarımızda nereye yolculuk ettiğimiz… Biliriz ki bizi mutluluğa götüren yüreğimizdeki masumiyet…
O masumiyet ki bir çocuk kadar temiz gülmek bir çocuk kadar sevebilmek… Temiz ve içten…
Sevmek demişken hangimiz bir şeyi kusursuzca sevebildik ki utanmadan kırılmadan doyasıya…
Beklide sadece kendimizi rüzgâra karşı dönüp gözlerimizi kapatıp doyasıya rüzgârın bize getirdiği havayı istemsizce solumak… Yaşamın farkına Yaratıcının farkına varmak… Bize hiç karşılık bile vermeden bir rüzgârla değişik kokuları keşfettiriyorsa bizde O’nu keşfetmeliyiz içten ve korkusuzca teslim olmak…
Biliriz ki biz bir çocuk kadar masum ve temiz olmaya çalışırsak Yaratıcı da bizim rüyalardan uyanıp gerçeği görmeye yönlendirecektir.
O zamandır ki uyandığımız an bizim yeniden doğuşumuz yeniden yaratılışımız olacaktır. Gözlerimiz artık gerçeği, inandığımız, yaşamak istediğimiz duyguları yansıtacaktır. Bir bütün olacaktır bedenimiz artık. Rüyalarda kaybolmak yerine gerçeklerle umutlu bir şekilde, yüzümüzdeki tebessümle, aldığımız sonsuz nefesimizle yaşayacağız. Bilmeliyiz ki o zaman geldiğinde gözlerimizi kapatıp yükselen ellerimiz semada iken sonsuz mutluluğa ve içimizdeki hasret son bulacak… İşte o vakit sevdiğimizin huzurunda umutlu ve sevgiyle yaşamayı öğreneceğiz…
Kapattım gözlerimi, hissediyorum sessizliği…
O kadar huzur dolu ki Yaratıcıyla baş başa olmak, gözlerden korkuyla değil mutlulukla ve huzurla akan gözyaşları…
Yaşadığımız zamanlarda aradığımız kelime huzur… Her daim huzura başka şeylerde aradık ama bilemedik ki huzur kalbinizin içindekini keşfetmek… Göremedik ki semaya açılan dualar… Suyun bedenimize akması…
Ve yine bilemedik ki Yaratıcının Vücudumuzda dolaşan kan hücrelerinden bile ölümden bile yakın olması…
Yorumlar