Üstadların Dilinden: Necip Fazıl- Muaşeret Edebi
- Fatma Nur Kayıkçı
- 7 Ağustos 2016 - 11:55
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Üstadların dilinden.
Necip Fazıl Kısakürek/ Muaşeret Edebi
– İnsanların birbirleriyle ülfet ve temaslarında tâbi olacakları usuller tablosu olarak İslam’da bütün bir manzume..
– Güler yüz, şefkat dolu göz, muhatabına kıymet tavrı, rahatsız etmekte çekinme dikkati, nefs murakabesi hali, söz ve hareketlerinde inzibat, hüküm kesicilikte ve <dır-tır!>cılıktan uzaklık üslubu, haktan yana heybet ve nefsten ötürü mahcubiyet ifadesi, her türlü arsızlık, hayasızlık, yırtıklık biçimine yabancı duruş, muaşeret edebimizin esaslarını teşkil eder.
– Bir kapı üç kere çalınır.
– Bir salonda en mütevazi köşeye oturmaya bakılır.
– Sofrada tiksindirici her hareketten kaçınılır.
– İkramlar zevkle kabul edilir.
– Esnenmez, geğirilmez, gerinilmez, ayak ayak üstüne atılmaz.
– Yemekte ağız şapırdatılmaz, açgözlülük hareketleri gösterilmez, tabakta yemek bırakılmaz, elle veya ekmekle dudak silinmez, sağ el boşken sol el kullanılmaz.
– Kimsenin sözü ağıza tıkılmaz, <manasız sözün lüzumsuz cevabı> verilmez, başkasını yerici ve nefsini övücü manada tavırlar takınılmaz.
– Dava asabiyetinde de, vecd ve aşkta da yapmacık hissini vermekten çekinilir ve sahteliğe düşmekten korkulur.
– Anneye ‘öf!’ bile denilmez, babaya karşı gelinmez, masum çocuk dövülmez, hiç kimseye sövülmez, dehre lanet edilmez, bedduaya dil alıştırılmaz, hayvanlar incitilmez, övgüler benimsenmez.
– Hediye verilir, hediye beklenmez, <kamçın yere düşecek olsa atından in de kendin al!> tenbihince zaruret dışı kimseden yardım dilenilmez. Yakınlara yük olunmaz.
– Ciddiyet çöl olsa içinden çıkılmaz, malayanilik hazine olsa içine girilmez; ‘kuvvet ve kudret Allah’ın, acz ve fakr insanın’ manasına bürünülür.
– Dilenciye <Allah versin!> demek nahvet ve cinayet, dilenmek de zillet ve sefalet…
– Cerre çıkan din tüccarı hoca ve kapıları hey’et halinde tutan ve inilti besteleriyle yardım isteyen goygoycu rezalet; ve İslam ahlakına ihanet tipi…
– Dinî tatbikat işlerinde vazife ve ücret alan kimsenin hali bildiğimiz <mevlidhan> , iskatçı ve hatim indirici esnaf karakterine tam zıt, gözü tok ve karşılıksız vazife şiarına büründürülmeli, hiçbir pazarlık mevzuu olmamalı, mümkün mertebe hasbîliğe yaklaştırılmamalı, hiç değilse ıstırabı çekilmeli…
– Allah ve Resulü, sahabiler ve veliler anılırken kullanılan ihtiram tabirlerinin tekerlemecilik ve klişeciliğe kaçırılmamasına itina gösterilmeli …
Hasılı en sade ve temiz bir libas içinde, en halis ve tabî edalara bürülü, bütün Müslümanlara yardımcı ve fedakar, cezb ve teshir edici bir ifade, başkalarına, hem nefsimize vermekle mükellef olduğumuz hesabın muaşeret edebini mihenklendirmeli… Muaşeret edebimizde, tatlılık, yumuşaklık, uysallık, tebliğden fazla telkin, cazibe ve teshir, maddede ve manada esas… Kalblere girme yolunu aramak ve bulmak… Bu da vazife…
Yorumlar