Efendi Çocuk Toplum Aile

Yetişkinliğin Provası: Çocuk Oyunları

  • 5 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Yetişkinliğin Provası: Çocuk Oyunları

“Zaman geçiyor biz eskiyoruz” bu cümle anlamlı bir söz söyler misin sorusuna vereceğim değerli bir yanıttır. “Zamane çocukları” diye tabir ettiğimiz çocukların uğraşlarına bakarken de bu cümleyi bir “ah” eşliğinde tekrar ediyorum maalesef… Maalesef diyorum çünkü çocukluğunu yaşayamayan ve yaşadığını çocukluk zanneden çocuklar var. Tabi bir de bu durumu gayet normalmiş gibi karşılayan aileleri…

Başta kullandığım cümleye geri dönecek olursam: zamanın geçtiği aşikar peki eskiyen gerçekten biz miyiz yoksa çocukluğumuza dair hatırladığımız, özlem duyduğumuz ve günümüz çocuklarının bihaber olduğu yaşanmışlıklarımız mı? Anlatmaya çalıştığım şey şu: 5-6 yaş çocuklarına resim çizelim dediğimizde, kendisinin de ne olduğunu bilmediği anlamsız karalamalar yapıyor veya oyun oynayalım dediğimizde çizgi film karakterlerinin taklitlerinden ibaret olan ve çizgi film sahnesini aratmayan bir ‘oyun’ görüyoruz. Bir de son birkaç senedir gördüğüm ve üzülerek tepkimi dile getirdiğim, çocukların “survivorcılık” diye adlandırdıkları televizyon programını taklitten ibaret olan bir ‘oyun’ mevcut.Sizce gerçekten bunlar ‘oyun’ mu? Hani nerde saklambaç için sözleşen, mendil kapmaca için yarışan, akşam ezanına kadar sokakta misket oynayıp topaç döndüren çocuklar? Nerde resimlerde hayallerini çizen çocuklar? Nerde sabah kahvaltısını erkenden yapıp arkadaşlarıyla oynamak için can atan çocuklar? Ekip ruhuna sadık çocuklar nerde? Futbol maçlarında, yakar toplarda, yedi taşlarda takım ruhunu iliklerine kadar hisseden ve hissettiren, sıra beklemeyi, koruyup kollamayı, kurallara uymayı ve en önemlisi de paylaşmayı oyunlardan öğrenen çocuklar nerde?

Uzağa gitmenize gerek yok bu potansiyeldeki çocuk veya çocuklar hemen yanı başınızda “ya tv karşısında ya bilgisayar başında veyahut telefondan ‘oyun’ oynamakla meşgul” değil mi? Günümüzün sıradan klasik çocukları …“Hadi yağ satarım oynayalım.” dediğinizde oyunu bilmeyen bir nesil var.“Hadi resim yapalım.” dediğinizde özgür ve özgün çizimler yapamayan bir nesil var.Ama aynı nesil ‘Winx Clup Perileri’ni adı soyadı gibi biliyor, survivor parkurlarını beyinlerine kazımış ‘hadi oyna’ deseniz sözünüzü ikiletmeyecek… Hal böyle iken bir durup düşünmemiz ve bu duruma karşı önlem amaçlı çözümler üretmemiz gerek.

Değerli ebeveynler; M. Montessori ‘oyun’u tanımlarken “Oyun çocuğun işidir” diyor. Bu tanım benim çok beğendiğim bir tanımdır. İş nedir, bir uğraş, meşgale, bittiğinde bir sonuç elde edilen getirisi olan bir şeydir değil mi? Çocuklar oyunlar sayesinde enerjilerini tüketecek uğraşlar edinmiş olmakla birlikte bir yandan eğlenirken bir yandan da gelişime dair birçok beceriyi kazanır. Kurallara uyma becerisi bunların başında gelir. Sırasını beklemeyi siz uzun uğraşlara rağmen öğretemezsiniz ama oyun oynarken bu bir kuraldır kurala uymayan diskalifiye olur dolayısıyla çocuk bu beceriyi deneyimleyerek öğrenir. Sadece sıra bekleme de değil örneğin paylaşma, sözünde durma, birlikte hareket etme bunların hepsini kendi akranlarıyla oynadığı oyunlar sayesinde tekrarlayarak öğrenir. Günümüz video oyunları veya sanal oyunlar bunları karşılayacak vasıfta değildir. Benim bahsettiğim bu becerilerin kazanılmasında büyük rolü olan oyunlar “sokak oyunları” diye tabir ettiğimiz oyunlardır. Sokak oyunları gerek büyük-küçük kas motor becerileri olmak üzere bilişsel gelişim, sosyal gelişim, dil gelişimi ve özbakım becerileri konusunda adeta muhteşem güzelliktedir. Örneğin misket oyunları; odaklanma, koordinasyon becerisi, parmak kaslarının kullanılması ve gelişmesinde başta gelen oyunlardır. Sek sek oyunları da yine odaklanma, koordinasyon, dengede durma ve büyük kas motor gelişim konusunda çok güzel öğretici oyunlardır. Ekip ruhunun bu oyunlarla çocuklarda üst düzeye çıktığını da görmek mümkündür. Örneğin futbol ve yakar top oyunları; takım ruhu bu oyunlarda oldukça önemlidir, takımın kazanması için üstlenilen sorumluluk da çocukta sorumluluk bilincinin gelişmesine katkı sağlar. Oyunlar sayesinde çocukların kelime dağarcığı artar, problemler karşısında verdikleri tepkiler değişir; olaylar karşısında buldukları çözüm önerileri farklılaşır ve gelişir. Birbirini koruyup kollama da çocuklarda oyunlarla gelişim gösteren bir davranıştır. Tıpkı paylaşmak gibi. Yiyecek, içecek, oyuncak vb. şeylerde oyun arkadaşları birbirleriyle paylaşımcı oldukça aralarındaki samimiyet kuvvetlenir. Oyunların gelişime katkıları üzerine daha birçok madde sayılabilir tabii ki ama biz burada bir nokta koyup bu oyunlardan mahrum büyüyen günümüz ‘apartman çocukları’ ve ailelerine destek amaçlı çözüm önerilerinden bahsedelim biraz..

Değerli ebeveynler yazıyı okurken haklı olarak şu soruyu sorabilirsiniz; “Sokaklar güvensiz ve ürkütücü bizden çocuklarımızı bu ortamda nasıl yalnız bırakmamızı bekliyorsunuz?” günümüz koşullarına baktığımızda maalesef haklısınız. Sizden çocuklarınızı sokaklara gönderip akşama kadar gönül rahatlığıyla evde oturmanızı beklemem ütopik olur. Fakat bu durum çocuklarınızın televizyon karşısında beyinleri uyuşan, hayal gücü körelen, bilgisayar veya tabletlerdeki sanal oyunlarda yalnızlaşan bireyler olarak büyümesine seyirci kalmanız anlamına gelmesin. Eğer çocuğunuzu sokağa çıkaramıyorsanız sokak oyunlarını çocuğunuzun önüne getirin ? Nasıl mı? Önce kendi ailenizden başlayın. Aile bireyleri olarak evde oynanabilecek oyunları belirleyin hem çocuğunuza öğretin hem de çocukluğunuza dönmüş olun. Her gün televizyon izlemek yerine beraber ailece oyunlar oynayın evde misket oyunları çok rahat oynanabilir, kutu kutu pense oyunu ve saklambaç da öyle biraz düşününce bu oyunların sayısı artacaktır. Bunların haricinde hepinizin bir aile çevresi vardır, tabi akraba çocukları da.. Çocukların olabildiğince birbirleriyle etkileşim içinde olabileceği zamanlar oluşturun. Aile ziyaretlerini sıklaştırın. Aile ziyareti dediysem siz ayrı bir odada çocuklar kendi aleminde ortamlar değil. Çocukların oyun kurmalarına ve devam ettirmelerine destek olun. Gerekli materyalleri sağlayın. En önemlisi de oyunun katılımcılarından biri de siz olun. Katılımcı olmanız çocukların oyuna adapte olmasını kolaylaştıracaktır. Sadece aile akraba çevresi değil kendi arkadaş ortamlarınız da olur yeter ki çocukların çocuklarla bir arada olabileceği ortamlar olsun. Parklar da çok güzel etkinlik alanlarıdır. Sadece salıncak, kaydırak vs için değil oyunları öğretmek ve oynamak için de parkları seçebilirsiniz. Yanınızda atlaması için ip götürüp ip atlama oyunları öğretebilirsiniz. Yere seksek için çizgiler çizip oyunu öğretebilirsiniz. Farklı oyunlar her zaman ilgi çekicidir siz çocuğunuzla bu oyunları oynamaya başladığınızda emin olun ki çevrenizde meraklı gözlerle sizi izleyen minikler yanınıza gelip oyunları öğrenmek isteyecektir. Tabi aileleri de yaptıklarınıza seyirci olmayacak onlar da sizinle sohbet edip oyunlara katılacaktır. Denemekten bir kaybınız olmaz size tavsiyem havanın güzel olduğu bir gün alın çocuğunuzu/çocuklarınızı çıkıp parka gidin küçük bir deneme yapın ? Çocukların özgürce dolaşıp oyunlar oynayabileceği güzel alanlardan biri de piknik yerleridir. Piknikler ayarlamaya çalışın. Ailece veya arkadaş gruplarınızla pikniklere gidip gökyüzünü uçurtmalarla süsleyebilirsiniz. Doğayı birlikte keşfedebilirsiniz. En önemlisi de çocuklarla birlikte istediğiniz kadar sokak oyunu diye tabir ettiğimiz oyunlardan özgürce oynayabilirsiniz..

Değerli ebeveynler öneriler üzerine daha uzun uzun konuşulabilir ve yazılabilir. Fakat şunu unutmamalısınız; çocuğunuzu en iyi tanıyan, sevdiği ve ilgili olduğu şeyleri en iyi bilen sizlersiniz. Şüphesiz çocuğunuzun yararına olmayan hiçbir şeyi de istemezsiniz. Bu yüzden televizyon, tablet, sanal oyunlar ve türevleri ile ilgili daha duyarlı olmanızı tavsiye ederim. Konu oyunlar olduğu için ben oyunlar üzerinden durumu ele aldım. Sadece oyun bazlı düşünmeyip birlikte kitap okuma, resim veya deney yapma gibi etkinlikler de uygulayabilirsiniz. Amacımız televizyon ve türevlerinden çocuğun daha fazla zarar görmemesi için alternatifler üretmek.

Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi:“Çocuğunuz bir kez çocukluk yaşayacak. Bu dönemi onunla doya doya yaşayın.” ?

Etiketler
Çocuk Gelişimi Gelişimde Ebeveyn Rolü Sanal Oyunlar Sokak Oyunları

Yazar Hakkında

Ümmü Gülsüm Şavran

Bir yanım hüzün bir yanım umut...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap