Fikir Düşünce

Yüreğimin Ekmek Kırıntılarına

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Yüreğimin Ekmek Kırıntılarına

Herkes ekmeği bir bütün olarak sever. Dökülen kırıntıları görmezden gelir çoğusu. Oysa bilseler her bir ekmek kırıntısının değerini, görseler kırıntılar olmadan bütün olmanın imkânsızlığını. Belki de değişecek tek düze fikirlerinin yanlışlığı.Bu zamanda hep bir bütün ekmeğin başlı başına kendisi olması gerektiğini düşünür oldu herkes. Umurlarında olmadı yere düşen kırıntılar. Oysa hepimiz öylesine muhtaçtık ki o kırıntılara. Öylesine muhtacız ki farklı düşüncelerin bile dostça, şükür dolu yaşadığı günlere. Şimdilerde hemen hemen herkesin fırından yeni çıkmış sıcacık taze ekmekleri var. İstemediğimiz kadar çok nimete sahibiz. Ama eksik kalan bir şeyler var. Ecdadımızın emanetinde böylesine lüks yaşarken ne şükrediyor dilimiz, ne duaya açılıyor elimiz. Ayaklarımız hep yanlış yollarda yürüyor. Ve kimse kendinden başkasını göremiyor. Duyamıyoruz sizin sızlayan yüreklerinizin sessiz çığlıklarını. Yitirdiğimiz onca güzel şey var ki… Ben hep eski zamanlarda yaşamayı istedim. Hep farklı oldu izlediğim diziler, dinlediğim türküler, okuduğum kitaplar ve yazdığım her kelimenin derininde gizli kalan güzellikler. Kimseler anlamadı çoğu zaman bunca özlemin neden olduğunu anlayamadılar. Şuan aslında çok mutluyum. Çünkü bu zamanda bir mektup yazma fırsatım oldu. Kısa cümlelerle sınırlı değil. Hiç bir tuş belirlemiyor yazımın sonunu. Hep kendime yazardım kalemim, kâğıdım ve ben olurdum. Ama hiçbir zaman yalnız hissettirmedi bana yazmak. Şimdi ise bir hitabım var. Bunun sevincini size anlatamam. Yazarken sanki istediğim zamanlarda yaşıyor gibi hissediyorum. Anlayanım yok diye de sızlanmıyorum. Çünkü insanlar bu zamanda hep karşılıklı yapıyor her şeyi, ya da sizin savaşlarda hesapsız, karşılıksız döktüğünüz her damladaki Allah’ın rızası yok artık. Herkesin ulaşmak istediği bir tek mertebe var. O ise sadece dünyalık. O kadar şanslısınız ki, bu vatan için bir şeyler yapabilmenin, şehitliğin gururu var üzerinizde ve onca insanın duasındasınız her secdede. Hiç bilmediğim görmediğim zamanlarda, o zorlu savaşlarda birlikte olmayı çok isterdim. Bir kuru ekmeği sevgiyle tatmak, hiçbir şeye değişmezdim sizinle içilen o şekersiz hoşafı. Evet, her şeyimiz tam şu dünyada, eksik hiçbir nimetimiz yok. İşte bu yüzden çok utanıyorum. Bunca bolluk içinde, eksik kalmış duyguların yokluğu üzüyor beni. Size anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki. Ama bir de ben üzmek istemiyorum sizleri. Zaten bizi görüyor, duyuyorsunuz. Cenneti size nasıl cehennem ettiğimizi hissedebiliyorum. Aslında sizin bizim dualarımıza değil, bizim sizin dualarınıza ihtiyacımız var biliyorum. Yüreğimize yağmurlu bir günde kılınan sabah namazı huzuru gerek. Ama önce insanca yaşamayı bilen bir yürek gerek bize. Adaleti insanlarda aramayan, ölmüş kardeşinin etini yemeye hevesli olmayan, kendisi bir televizyon kanalında ünlü olunca sevinen değil, ahirette izlerken bir bebeğin tebessümü kadar masum gülebilen, şu dünyadan ayrılırken güzel işlerle ayrılmanın huzurunu yaşayan, yaşamaktan sıkılıp ölümü seçen değil, ya da ölümden korkup dünyaya sarılan değil, bu dünyayı sonsuz görüp zevke dalan hiç değil. Hakkıyla, hayırla asıl yaşama huzurla gidebilen insanlar olmaya ihtiyacımız var. Ekmek kırıntılarını bile paylaşıp yiyecek kadar insaniyet, masumiyet, koskoca yürek sahibi ecdadımın bir bütün ekmeği gizli saklı kendisi yiyip onla bile mutlu olamayan torunları olmaktan utanıyorum. Sizi dualarımızda unuttuğumuz her gün için, bu vatanın nasıl kazanıldığını unutup da dostça yaşayamadığımız her an için, döktüğünüz her damla kan ve halimizi böyle gördükçe cennette akıttığınız her damla yaş için, geride bıraktığınız analarınıza, babalarınıza, evlatlarınıza, o güzel yüreğinizle sevdiğiniz ve bazen kavuşamadan gittiğiniz yârlarınıza sahip çıkamadığımız için, her karışı sizin eviniz olan bu topraklarda sevginizi yaşatamadığımız, sizin gibi güzel yürekler olamadığımız için bizi AFFEDİN. Ben içindeki çocuğu öldürmemek için elinden gelen her şeyi yapan, hala sizin gibi güzel yüreklerin bir yerlerde var olduğunu umut ederek yaşayan, sonunu göremediğim denizde bir su damlasıyım. Biliyorum çünkü içindeki çocuk kadar vardır insan, o çocuk merhametini yitirmediği, o çocuk umudunu kaybetmediği kadar yaşayabilir. Bende dualarıyla sizin yüreklerinizin huzuruna, sıcaklığına, gölgesine umuttan salıncaklar kuran küçük bir kız çocuğu olarak sizi hissettiğim gibi görmeyi de çok istiyorum. Biliyorum imkânsız belki ama çocuklar hayalleriyle yaşar. Siz benim gerçek olmasını istediğim en güzel hayalimsiniz. Ben sizi küçükken aldığım ekmeğin ucundan ısırdığım günler kadar, komşuluğun, çocuk olmanın ne demek olduğunu bildiğim, samimi insanların varlığını hissettiğim, hep gitmek istediğim ama gidemediğim o güzel masum eski zamanlar kadar çok seviyorum. Size söz veriyorum. Belki kan dökemem vatan için, belki canımı yoluna koyacağım savaşlarım yok benim. Siz gibi olmam imkânsız. Ama bu toprak üzerinde attığım her adımda yüreğime sahip çıkabilirim. Çok çok iyi insan olamam siz gibi ama kötü insan olmamak elimdeyse eğer söz veriyorum; Hakkı savunacağıma, iyi niyetimi kaybetmeyeceğime, insanları ” o’cu, bu’cu, şu’cu ” diyerek kalıplara sokmayacağıma, insanları insan oldukları için, Rabbimin en şerefli kıldığı Eşref-i mahlûkat oldukları için seveceğime.

Kısacası kendimce, elimden geldiğince, Gül’ce, Gülsüm’ce “SİZİ UNUTMAYACAĞIMA.” En güzelin rızasıyla en güzel nimetini bu toprakları bize emanet ettiğiniz gibi sizde bu topraklarda sevginizle sulanan bir gülden en güzele en güzel emanetimsiniz. Çoğu insanın farkında olamadığı öpüp başıma koyduğum, yerde gördüğümde içimi sızlatan, bütününden daha çok sevdiğim ekmek kırıntılarım, şükre layık NİMETİMSİNİZ…

Etiketler
Ecdad Emanet Kalem Yürek Ekmek Kırıntı Sevinç

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap